Bu yılın bende iz bırakan en kıymetli Kutlu Doğum Etkinliği Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in de katıldığı Edirne İpsala’da gerçekleştirilen etkinlik oldu. Balkanlarda yaşayan soydaş dindaşlarımız, yani Müslüman kardeşlerimiz otobüs otobüs dolup aziz vatanımıza geldiler, Kosova, Bulgaristan, Batı Trakya, Karadağ, Romanya ve daha birçok ülkeden-bölgeden çok sayıda Müslüman başlarında müftüleriyle birlikte geldiler. Program Kuran-ı  Kerim’den bir aşr-ı şerifin tilavetiyle başladı. Ardından Edirne Müftülüğü Korosu birkaç ilahi seslendirdi.

Ardından Balkan ülkelerindeki müftüler tek tek kısa bir konuşma yapmak üzere kürsüye çağrıldı. Yer yer coşkulu yer yer de hissiyatı çok yüksek konuşmalar yaptılar. Yüzde doksanı dilimizi bildiği için Türkçe konuştu. Bazısı da Boşnakça, Pomakça ya da Sırpça konuştu. Tercüman aracılığı ile bize konuşmalar çevrildi. Çevrilmeden de sanki bu insanları anlıyor gibiydik. Ses renginden tonundan, yüzlerindeki samimiyetten, aralarda okudukları ayet ve hadis metinlerinden konuşmanın tamamını anlıyor,  jest ve mimiklerdeki uhuvvet sıcaklığını içimizde hissediyorduk. Benim bazen gözlerim doluyordu. Biz koca bir mirasın tekmilen çocuklarıydık. Müftülerden bir tanesinin “Bizim balarımız dedelerimiz cephede beraber sizin balarınızla dedelerinizle birlikte küffara karşı savaştı, biz ilelebed gardaşız”  cümlesi aynı kutlu davanın çocukları olduğumuzu gösteriyordu.



Bir diğeri biz eskiden Türkiye’ye bu kadar sık gelemiyor, buradaki kardeşlerimizle kaynaşamıyor ülfet edemiyorduk, bu noktada Osmanlı’nın evlatları siz kardeşlerimizle bizleri daha sık buluşturan, bizi Türkiye’ye davet eden yalnız olmadığımızı bize hissettiren kıymetli Başkan Mehmet Görmez’e çok müteşekkiriz” diyordu.

Bu cümleyi hemen hemen hepsi söylüyordu, Başkan Görmez’in Balkan ülkeleri ile bizleri kaynaştırmak, birlik beraberlik ruhunu tesis etmek için çok çaba sarfettiğini o müftülerin ağzından bizzat dinledim ve çok etkilendim. Hatta bir müftü, Görmez’e “Beni kendine öğrenci kabul et Sayın Başkanım” demek suretiyle Başkan Görmez’in  Balkanlardaki Soydaş-dindaşlarımıza ciddi anlamda sahip çıktığını deklare ediyordu.



Diğer taraftan günün bence en anlamlı cümlesi Karadağ Müftüsünden geldi. Yazının başlığına da koyduğum o cümle bazı molla zihniyetine göre küfür sayılsa da biz o cümlenin arkasındaki felsefeyi, derûnî manâyı anladığımızdan mollanın softalığına itibar etmiyoruz. Duruşu, vakur edâsı ve içten konuşması ile ruhumu mütehassıs eden meslektaşımızın cümlesi şuydu:

“TÜRKİYE BİZİM İÇİN İKİNCİ KIBLEDİR”

Cümlenin siyak ve sibakını göz önüne aldığımızda Karadağ Müftüsü şöyle diyordu:

Biz Osmanlı Mülkünün çocuklarıyız, kardeşiz, dedeleriniz buralarda İslam kültürünü Hz Muhammed ahlakını yaydılar, kederde sevinçte hep birlikteydik, Efendimizin buyurduğu gibi  Bir binanın tuğlaları gibiyiz. Türkiye’de deveran eden terörize olaylar  taa buralarda bizim bağrımızı acıtıyor, istiyoruz ki Türkiye refah ve huzur içinde olsun, çünkü Türkiye refah olunca biz de buralarda refah içre oluyoruz. Selçukludan Osmanlı’ya kadar uzun asırlar İslamiyetin sancaktarlığını yapmış milletimiz küre-i arzda en büyük medeniyeti tesis etmiş bir millettir. Bu noktada muhteşem bir medeniyetin devamı olan Türkiye güçlü bir ülkedir, Türkiy’ye tasallut eden her türlü mazarrat buradaki biz kardeşlerinizi de derinden yaralıyor, muazzep oluyoruz. Maddi manevi güçlü bir Türkiye bize buralarda güven veriyor, yarınlara umutla bakıyoruz, dinimizi kültür değerlerimizi yaşatma noktasında kendimizde takat buluyor, heyecanımız artıyor…



Türkiye Cumhuriyeti Devleti , Tika aracılığı ile olsun Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile olsun bize buralarda çok sahip çıkıyor, maddi manevi desteklerde bulunuyor. Kuran-ı Kerimler, hadis kitapları gönderiyor, Balkanlara gönderdiği din adamları ile İslam’ın,  Öğretmen göndererek Türkçemizin ve kültür değerlerimizin yaşatılıp yaygınlaştırılmasını sağlıyor. Hulâsa; saymakla bitirilemeyecek hizmetlerde bulunuyor. Tüm bunları üst üste koyduğumuzda diyebilirim ki “Türkiye bizim ikinci İkinci kıbledir.”

Evet Karadağ Müftüsünün söylediklerini özetlemeye çalıştım. Balkan ülkelerinde soydaş-dindaş kardeşlerimize Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin özellikle de Diyanetin bu denli hizmet verdiğini bilmiyorduk. İpsala’daki o mahşeri kalabalık, müftülerimizin konuşmaları, Peygamber sevgisiyle defalarca müftülerin konuşmalarının sık sık alkışlarla kesilmesi, uzun yıllar küffarın zulmüyle yürekleri incinmiş o kardeşlerimzin duygulu bakışlarını göz önüne aldığımızda devletimzin ve Diyanet İşleri başkanı Görmez’in o topraklardaki kardeşlerimize gösterdiği ihtimamı, verdiği hizmeti görmezden gelmek Vefa Yokuşunu düzlemek olurdu hani.

Laf buraya gelince kamuoyunda ikinci Nef’i vakası olarak görülen, kolay kolay övgü yapmayan, umumiyetle menfi durumları, yanlışlıkları sarahaten dile getiren Ebuzer meşrep Adnan Zeki, nam-ı diğer Aşkettin Hoca, burada bir hakikate mebnî  iltifatı ve duayı Başkan Görmez’e yapmak ister…

“Sayın Başkanım! Bana ciddi anlamda babalık yapmasan da o kardeşlerimize dinimiz ve törelerimizin intişarı noktasında babalık yapmışsın ya ,




Ömrün yümünlü olsun,  hizmetin dâim olsun
Yokluk görmeyesin, iştiyakın kaim olsun 
Aşkettin Hoca der mazlumları garipleri
Görürse gözün pek yaman tutulur sözün 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
bilal 8 ay önce

keyif veren bir haber, keyif veren bir yazi...fakat sunuda belirtmeden gecemicem, bir molla elfazi kufr meselelerini gayet iyi bilir ustelik bahsettiginiz kelamda ki inceligi anlamak icin cokta zeki olmaya gerek yok.

Avatar
hafız 8 ay önce

kalemin dert görmesin muhterem hocam

Avatar
IRGAT 8 ay önce


ftüler di̇n görevli̇leri̇ne hi̇ç değer vermi̇yorlar,sürekli̇ ami̇rli̇k baskisi altinda ezmek ünvanlarini kullanmak,o şeki̇lde baski yapmak,di̇n görevlki̇si̇ni̇n hi̇ç bi̇r hakki yok bütün haklar müftüleri̇n,onlarin üzeri̇nde bi̇rşey yok onlar ne derse haklidir,ne yapsa haklidir,di̇n görevli̇si̇ni̇n konuşma hakki kendi̇ni̇ savunma hakki yoktur,onlar ami̇rdi̇r onlar ami̇rdi̇r onlar ami̇rdi̇r dahasi varmi