Ümmet, bir önder etrafında aynı inanç ve gaye ile bir araya gelen, bir peygambere inanan, aynı dine bağlı insanların oluşturduğu topluluktur. Ümmet, kendisine uyulan örnek ve önder olma özelliğine sahip topluluktur. Genel manada kendilerine peygamber gönderilen bütün topluluklara ümmet denilmiş olmakla birlikte özelde “ümmet” kelimesiyle Kur’an’a ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’e inanan, İslam’ı din olarak kabul edenMüslümanlar kastedilmektedir.

Yüce Allah’ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in önderliğinde oluşan, insanlığa öncü ve örnek olacak üstün özelliklere sahip Müslümanlar topluluğuna “Ümmet-i Muhammed” denilmektedir.

Bir peygambere ümmet olmak, başlı başına bir fazilet ve üstünlük sebebidir. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in ümmeti olmak ise diğer ümmetlere göre çok daha ayrıcalıklı ve üstün bir mertebedir, çünkü Hz. Muhammed (s.a.s.)’e ümmet olmak Yüce Allah’ın lütuf ve ihsanıdır. Bunu bizzat Kur’an haber vermektedir: “And olsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, mü’minlere büyük bir lütufta bulunmuştur...” (Âl-i İmrân, 3/164)Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de şöyle buyuruyor: “Bu ümmet (Muhammed ümmeti), diğer ümmetlere karşı üstün kılındı.”(Ahmed bin Hanbel, 5/383)“...Siz sonuncu ümmetsiniz. Siz ümmetlerin en hayırlısı ve Allah yanında en değerli olanısınız.”(İbnMâce, Zühd, 34)

Ümmet-i Muhammed’in Faziletleri

Ümmet-i Muhammed, en faziletli, en seçkin ve en bahtiyar ümmettir. Zira Yüce Allah, onları âlemlere rahmet olarak gönderdiği, ahlâkını övdüğü, bütün insanlığa en güzel örnek olarak takdim ettiği ve en sevdiği insana ümmet kılmıştır. Ümmet-i Muhammed’i diğer ümmetlerden üstün kılan özellikler ve onlara ikram edilen nimetler pek çoktur. Biz bu yazımızdabunlardan bazı örnekler sunacağız.

Ümmet-i Muhammed, en hayırlı ümmettir: Kur’an Ümmet-i Muhammed’in, gelmiş geçmiş bütün ümmetlerin en hayırlısı olduğunu bildirmektedir: “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz…”(Âl-i İmrân, 3/110)

Kemale erdirilen bir dinin mensuplarıdırlar: Nitekim Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de, “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim”(Mâide, 5/3) buyurmaktadır. En mükemmel bir dinin mensubu olmak insan için elbette büyük bir şereftir.

Onlar, Allah’ın seçtiği ve isimlendirdiği ümmettir: Ayette şöyle buyrulmaktadır: “O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da Müslüman diye isimlendirdi…” (Hac, 22/78)

Allah katındaşahitlikleri makbul olan ümmet:Ümmet-i Muhammed Kur’an’ın ifadesiyle, insanlara şahit olmak üzere çıkarılmışfaziletli bir topluluktur.(Hac, 22/78; Bakara, 2/143) Zira Yüce Allah bu ümmetin şehadetine değer vermektedir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.)mü’minlerin, yeryüzünde Allah’ın şahitleri olduklarını, onların iyi dediklerinin cennetlik, kötü dediklerinin de cehennemlik olacaklarını haber verdi.(Buharî, Şehâdât, 6)

Cennetliklerin çoğunluğu olan ümmet: Bütün peygamberlerin ümmetlerinden cennete girecekler olacaktır. Ancak cennette Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ümmeti, önceki peygamberlerin ümmetlerinden daha fazla olacaktır. Onlardan yetmiş bin kişi, hesapsız cennete girecektir. (Müslim, İman, 374)Başka bir hadis-i şerifte ise, “Muhammed’in canı, kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki ben, sizin cennetliklerin yarısı olacağınızı umarım…”(Buharî, Enbiyâ, 7; Müslim, İman, 377) buyrulmaktadır. Bu, Muhammed ümmeti için gerçekten çok büyük bir müjdedir. Zira cennetliklerin bir yarısı bütün ümmetlerden, diğer yarısı ise sadece Ümmet-i Muhammed’den oluşacaktır. Bu, müslümanların cenneti dolduracakları anlamına gelmektedir. (Riyâzü’s- SâlihînTerc. Erkam Yay. C. III, Sh. 116)

 

Şefaat edilmiş, bağışlanmışümmet: Hz. Peygamber (s.a.s.), yanında bazı sahabeleri olduğu halde Mekke’den Medine’ye giderken, yolda devesinden indi ve ellerini kaldırarak bir süre dua etti. Yaptığı bu duada ümmeti için Allah’tan şefaat izni istedi ve ümmetinin bağışlanması için niyazda bulundu. Efendimiz (s.a.s.)’in bildirdiğine göre Allahu Teâlâ O’nun bu dileğini kabul etti. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şükür secdesi yaptı.(Ebu Dâvûd, Cihâd, 152)

 

 

 

Teminat verilmiş ümmet: Ümmetinden hiçbir kimsenin cehennemde kalmasına gönlü razı olmayanEfendimiz (s.a.s.), ümmetini koruması, onlara acıması ve onları bağışlaması için sürekli Allah’a dua etmiştir.Ümmetine karşı son derece şefkatli ve merhametli olanPeygamber Efendimiz geçmiş ümmetlerin durumunu düşünmüş, ümmetinin ahiretteki durumu hakkında endişeye kapılarak ağlamış ve “Allahım, ümmetimi koru, ümmetime acı!” diye duada bulunmuştur. Bunun üzerine Allah Teâlâ, Cebrâil (a.s.)’ı göndererek şu müjde ile teminat vermiş ve O’nu teselli etmiştir: “Ümmetin konusunda seni razı edeceğiz ve seni asla üzmeyeceğiz.”(Müslim, İman, 346)Bu hadis-i şerif biz mü’minler için büyük bir ümit kaynağıdır, ancak bu ve benzeri hadislere güvenerek kulluk görevlerimizde ihmalkârlık yapmamak gerekir. Bilakis bu müjdeler bizim kulluk şevkimizi arttırmalıdır.

Ümmet-i Muhammedalametleri ile tanınır: Kur’an’da, ümmet-i Muhammed’in yüzlerinde secde eseri olan alametleri bulunduğu, onların bu durumlarının Tevrat ve İncil’de anlatıldığı bildirilir. (Fetih, 48/29) Hz. Peygamber (s.a.s.) de ümmetinin abdestten dolayı yüzlerinde nur, el ve ayaklarında parlaklıklar olacağını ve mahşer yerinde bu alametleri ile tanınacaklarını haber vermektedir. (Müslim, Tahâret, 39)

Kendilerine zorluk yüklenmeyen ümmet:Kur’an-ı Kerim’de;“Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez”(Mâide, 5/6), “Dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi” (Hac, 22/78)buyrularak, geçmiş ümmetlere yüklenen ağır sorumlulukların Ümmet-i Muhammed için hafifletildiği bildirilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) de ümmetine olan düşkünlüğünden dolayı onlara zahmet verecek şeyleri emretmemiştir. Mesela bir hadis-i şerifte, “Ümmetime zor geleceğinden endişe etmeseydim, onlara her abdest alırken misvak kullanmalarını emrederdim”(Müslim, Tahâret, 42)buyurmuştur.

Allah’ın huzurunda melekler gibi saf bağlayan ümmet: Müslümanlar, diğer ümmetlerin ibadetlerinden farklı olarakcemaatle namaz kılarken aynı hizada safsafdururlar. Hz. Peygamber (s.a.s.), onların bu halini meleklerin Allah Teâlâ’nın huzurunda öndeki safları tamamlayıp birbirine perçinlenmiş gibi bitişik duruşlarına benzetmiştir. (Müslim, Salât, 119)

Yeryüzünümâbededinenümmet:Daha önceki peygamberlerin ümmetleri ibadetlerini belli mekânlarda yapıyorlardı. Allah Teâlâ, bu ümmete ise bütün yeryüzünü mescid yapmıştır. Böylece mü’minler şartları dinen müsait olan her yerde ibadetlerini yerine getirebilmektedirler.

Kadir Gecesi ikram edilenümmet: Önceki ümmetler uzun ömürlü idiler, bu nedenle daha çok ibadet ederek daha çok sevap kazanma imkanlarına sahiptiler. Bu duruma üzülen Ümmet-i Muhammed’e Allahu Teâlâ“bin aydan hayırlı bir gece”(Kadr,  97/3) olanKadir Gecesi’ni ikram etmiş, böylece onlara yaklaşık seksen yıllık bir ömür kadar imkan bağışlamıştır.

Kutsal kitaplarda övülen ümmet: Tevrat ve İncil’de Ümmet-i Muhammed’in bazı özelliklerinden bahsedilmekte, diğer vasıflarının yanındaonların inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı ise merhametli kimseler oldukları veyüzlerindeki secde izlerinden tanınacakları belirtilmektedir. (Fetih, 48/29)

 

Topluca yok edilmeyecek ümmet:Hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Ben Rabbimden, ümmetimi umumî bir kıtlıkla helâk etmemesini, ümmetime kendi nefislerinden başka bir düşman musallat edip çoğunluğu helâk etmelerine meydan vermemesini talep ettim. Rabbim bu isteklerime şöyle cevap verdi: “Ey Muhammed! Bir hüküm verdim mi artık o geri alınmaz. Ben senin ümmetine 'Onları umumî bir kıtlıkla helâk etmeyeceğim, kendileri dışında, çoğunu helâk edecek bir düşman da musallat etmeyeceğim, hatta yeryüzünün her tarafında bulunanlar, onlar aleyhinde toplansalar da. Ama kendi aralarında birbirlerini helâk edecekler.”(Müslim, Fiten, 19; Tirmizî, Fiten, 14)Gerçekten de tarihin her döneminde Müslümanların karşılaştıkları en büyük felaketler, onların kavmiyetçilik sebebiyle yahut dünya menfaatleri için birbirleriyle çekişmeleri, hatta birbirlerini öldürmeleri olmuştur.

Muhammed ümmeti, vasat / orta bir ümmettir: Bakara suresi 143. ayet-i kerimede geçen “orta ümmet” ifadesi ile, seçkin, aşırılığı olmayan her yönüyle dengeli, hakka ve adalete uygun hareket eden, önder, herkes tarafından hakem kabul edilen bir ümmet kastedilmektedir.

Cennete ilk girecek ümmet: Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Siz ve iyi nesliniz cennetteki meskenlere yerleşmedikçe (diğer ümmetlerden) cennetliklerin cennete girmemelerini de ümit ederim.”(Kütüb-i Sitte Muht. Terc. C. 17, S. 603)

 

 

Bütün peygamberlere iman eden ümmet:Ümmet-iMuhammed’inbir özelliği de geçmiş peygamberlerin hepsine iman etmeleridir. Kur’an-ı Kerim’de bu husus açıkça belirtilmektedir.(Bkz. Bakara, 2/87-89, 135, 136, 146 285; Âl-i İmrân, 3/84)Halbuki Yahudi ve Hıristiyanlar Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) inanmaz, O’nun peygamberliğini kabul etmezler. Bundan dolayı da onların imanı makbul değildir.

Kıyametekadar hak için mücadele edecekümmet: İnsanların çoğu hak yoldan uzaklaşıp sapıklığa düşseler bile Ümmet-i Muhammed’in içinden bir grup, Allah’ın dinini, hak ve hakikati kıyamete kadar sahiplenmeye ve savunmaya devam edecektir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Ümmetimden bir grup, kıyamet gününe kadar hak için muzaffer şekilde mücadeleye devam edecektir.”(Müslim, İman, 247)

Korunmuş ümmet: Muhammed ümmeti bir takım musibetlerden korunmuştur. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Allah sizi üç özellikten himâye edip korudu: Peygamberinizin hepinizi helâk edecek olan bedduasından, bâtıl ehlinin hak ehline galebesinden, dalâlet üzerine birleşmenizden.”(Ebu Davud, Fiten, 1)

Şefaat hakkı verilen ümmet: Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimden bazıları var, bir cemaate şefaat eder; bazıları var, bir kabileye şefaat eder; bazıları var, bir bölüğe şefaat eder; bazıları da tek bir ferde şefaat eder ve cennete girmelerine sebep olur.”(Tirmizî, Kıyâmet, 11)

Sayıları en çok olan ümmet:“Kıyamet günü, diğer peygamberlere nazaran ümmeti en çok olan peygamberin ben olacağımı ümit ediyorum”( Müslim, İman 239) hadisi bunun delilidir.

Cuma günüyle taltif edilmiş ümmet: Cuma günü haftanın en faziletli günüdür. Resûl-i Ekrem Efendimiz’in haber verdiğine göre diğer ümmetler Cuma gününden faydalanma bahtiyarlığından mahrum kalmışlar; Yahudiler Cumartesi gününü, Hristiyanlar ise Pazar gününü ibadet günü kabul etmişler; Allah Teâlâ Cuma gününden faydalanma şerefini sadece Müslümanlara bağışlamıştır.(Müslim, Cum’a, 22) [Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Altınoluk Dergisi, Sayı: 148]

Bütün bu saydığımız ve sayamadığımız nice meziyetler, Yüce Allah’ınÜmmet-i Muhammed’e verdiğideğeri göstermektedir. Bu durum biz Müslümanlar için büyük bir şeref ve bahtiyarlıktır. Bu lütfu ilâhînin kıymetini Süleyman Çelebi şu güzel sözlerle dile getirmiştir: “Ümmetin olduğumuz devlet yeter / Hizmetin kıldığımız izzet yeter.”

Ümmet bilinci

Bu ümmet, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in önderliğinde bir araya gelmiş, O’na tâbi olmuş,İslam’ı din, Kur’an’ı hidayet rehberi, Müslümanları kardeş olarak kabul etmiş,  aynı gayeye yönelmişseçkin bir ümmettir. Ümmet-i Muhammed, yeryüzüne yayılmış olan geniş İslam ailesinin adıdır.

İslam ümmeti anlayışında üstünlük soysop, dil, ırk ve rengimize göre değil, ancak Allah’a karşı takvamıza göredir. Hangi kabileden, kavimden olursak olalım, İslam ümmeti içerisinde hepimiz birbirimize kardeşlik bağlarıyla bağlıyız ve hepimiz eşit hak ve sorumluluklara sahibiz. Buailenin fertleri arasında sevgi, şefkat, merhamet, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma esastır.

İslam ümmeti olarak bizler, son birkaç asırdır zor dönemlerden geçiyoruz. İslam düşmanları ümmetin arasında sun’î ayrılıklar meydana getirerek onları bölüp parçalamak istiyorlar. Müslümanlar egemen güçlerin baskılarına boyun eğmek zorunda bırakılmışlar,daha da kötüsü birbirlerine düşürülmüşler, birbirleriyle boğuşur hale getirilmişlerdir.

Unutulmamalıdır ki; Yüce Allah mü’minleri kardeş yaptı,birbirlerine sevgiyle bağlı bir ümmet kıldı. İslam ümmetinin her bir ferdimerhamet, kardeşlik ve iyilik temelinde birbirlerinin yardımcıları ve dostlarıdır. Ümmet-i Muhammed bütün dünyaya dağılmıştır, ancak aynı gaye etrafında kenetlenmelive tek yürek haline gelmiş bir toplum örneği oluşturulmalıdır. Ümmet bilinci, ancak İslam kardeşliğinin gerçek hüviyetine kavuşması ile mümkün olabilir.

Netice olarak; Allah’ın özel ikramlarına nail olanÜmmet-i Muhammed’in bir ferdi olarak sahip olduğumuz hazinenin farkında olmalı, Allah’a çokça şükretmeli,  ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’e gönülden tabi olup, O’nun sünnetine sarılmalı, ahlâkıyla ahlaklanmalı, O’nu örnek almalı, Efendimiz (s.a.s.)’i herkesten, her şeyden hatta canımızdan çok sevmeli, O’na ve âlueshabına bol bol salatü selam getirmeliyiz.



Mehmet Sönmezoğlu

Kocaeli Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.