Dünya İslam Mezhepleri Yakınlaştırma Birliği’nce '29. Uluslararası Vahdet Konferansı' 27-29 Aralık tarihleri arasında İran’ın başkenti Tahran'da düzenlendi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, İslam dünyasında yaşanan mezhep çatışmalarına son verilmesi için çok anlamlı bir şekilde ümmete çağrıda bulundu.

Ümmete seslenen Görmez’in konuşmaları karşısında mahcup olmamak mümkün değil.

Eminim kendisini dinleyen alimler kadar Görmez ve alimlerin temsilcisi olduğu kurumların ümmetin derdiyle ciddi anlamda dertlenmemesi büyük bir sorun olarak ümmetin önünde duruyor.

“Ümmetin ocağına ateş düştü” deyip bu ateşi söndürmek için gayret gösteren Başkanı herkesten önce Din Görevlilerinin desteklemesi, ateşi söndürmeye koşması gerekir.

Başkan Görmez alimi tarif ederken bir noktada Diyanet Camiasının da nasıl olması gerektiğini dile getirdi. Mehmet Görmez’in temennisiyle Din görevlisi, “Müslümanların vahdetini, uhuvvetini ve maslahatını ön planda tutmak ve bu uğurda her türlü riski alarak hakkı, hakikati, adaleti ve ahlakı savunmak alimin tavrı olmalıdır…" cümleleriyle özetlenecek donanım ve arzusu ile dolu olmalı.

Ümmetin ateşini söndürmek için bir şey yapmak isteyenlere bir yol haritası olmak babından Mehmet Görmez’in üzerinde durduğu konular, gündemle bağlantılı olarak tebliğde ağırlık verilmesi gereken konular.

Din görevlilerinin bir noktada vaaz ve hutbelerinde, bulundukları ortamlarda özellikle vurgulamaları gereken başlıklar.

Müslüman kanının öncelikle durdurulması.

Mezhep çatışmalarına son verilmesi.

Tekfirciliğin önlenmesi.

Ümmet bilincinin ön plana çıkarılması.

Akan kan ve mülteci dramının, Müslümanları hem hüzünlendirdiği hem de utanç içinde boyunları bükmelerine neden olduğu.

İslam’ın sembollerinin terör örgütleri elinde anlamsızlaştırıldığı.

İslam ülkelerinde başlayan fitneye paralel İslamofobi Endüstrisinin çıktığı ve ateşi körüklediği.

Cahil müntesiplerin İslam’a verdiği zararın İslam düşmanlarının verdiği zarardan daha fazla olduğu.

İslam topraklarındaki kargaşanın kaynağının İslam’ın aslından veya mezhep farklılığından kaynaklandığının söylenemeyeceği.

Suçu dışarıda aramanın yeterli olmayacağı aksine kendi imanımızı, ahlakımızı ve dinamiklerimizi sorgulamaya ihtiyacımız olduğu.

Sorunları; Hz. Peygamberin hadislerinde, sahabenin yaşantısında veya Hz. Osman’ın katli ile başlayan olaylarda aramanın boş bir çaba ve vakit kaybı olduğu.

Sorunları hadislere, sahabeye dayandırmanın istibdatların gölgesinde, yoksulluk, cehalet ve esaret altında büyüyen yaralı bilinçlerin ürünü olduğu.

Kin ve öfkeyi mezhep görüntüsü altında meşrulaştıranlar karşısında işin şuurunda olanların kendilerini gerekli çalışmaları yapmaması konusunda yargılama ve sorgulaması gerektiği.

Farklı yönlerimizi değil ortak noktalarımızı ön plana çıkararak insanları tevhide çağırmak.

Asırlardır süren ihtilafları gündemde tutmanın huzur getirmeyeceği.

Birbirini suçlayan Müslümanların ateşin sönmesi değil büyümesine yardım ettiği.

Kavga eden Müslümanların gayri Müslimlerin de alay konusu olduğu.

Kendi içinde adalet ve huzuru sağlayamayan Müslümanın dünyaya getireceği adaletin olmadığı, insanlığa değer adına verecek hiçbir şeyinin olmadığı.

“Sünni de olsun, Şii de olsun ama bir ümmet halinde bulunsun.”

Müslümanın Müslümana kan ve ırzının haram olduğu.

Bu sözleri okuduktan sonra “Masa başında yazmak kolay. Gel bir de görev yapta gör Din Görevlisi olmanın ne olduğunu…” diyecekleri duyar gibiyim.

Esir edilen Ömer Muhtar’a İtalyan Komutan sorar,

“İtalyanlara niçin bu kadar şiddetle karşı koydun?”

Ömer Muhtar, “İmanım için.”

“Bu kadar az kuvvetle ve bu kadar az vasıta ile bizi Trablusgarp’tan atabileceğini mi ümit ettin?”

Ömer Muhtar, “Hayır…”

“O halde ne elde etmeyi ümit ediyordun ki…”

Ömer Muhtar, “Ben imanım için dövüşüyordum. Ve bu bana yetiyordu. Gerisi Allah’ın elinde idi…”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Süleyman 12 ay önce

Sayın Reisimizin fikirleri muhteşemdir, keşke canı gönülden dinleselerde ibret alsalar...








..

Avatar
Ali dere 12 ay önce

reisimizin bu muhteşem konuşmasını facede ve tivittir da yayalım arkadaşlar

Avatar
ismail 12 ay önce

Mehmet Gormez hocamizdan ALLAH razi olsun. Ve diyanet icerisinde nemrutlasan firavunlasan yoneticiler de burada mevzu bahis olmaliydi ki bunlardan Mehmet Gormez hocamizin haberinin oldugunu sanmiyorum bu yuzden diyanetin elindeki butun bu imkan ve kadroya ragmen islama acilan savasta diyanet maalesef geride kalmistir... Binlerce imamina ragmen doguda hiristiyanlasma art is...ve diger taraftan da hizla dinsizlesen kurtler icin maalesef...diyaneti ALLAH nezdinde Mehmet Gormez hocamizin tek basina kurtarabilecegini sanmiyorum