Ümmetin birliğinin bozulmasının sonucu 15 Temmuz darbesidir

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Müslümanların birbirlerine olan hak ve hukukuna daha fazla riayet etmesi, farklı görüşten de olsa birbirlerini dinlemeleri, iletişim toplumunu oluşturmaları ve sevmedikleri fikir karşısında ne yapmaları gerektiği konusunda Prof. Dr. İsrafil Balcı'nın görüşüne başvurduk.  

İsrafil Balcı'nın konuyla ilgili açıklamaları...

Müslümanların her bulduğu fırsatta birbirleri hakkında tezviratlar yaptığını görüyoruz. Bu, Müslüman bir şahsiyete yakışan bir tutum ve davranış değildir.

Özellikle dindar kimlik ile bir başkası hakkında tezvirat yapılması son derece yakışıksız ve asla Müslümana yakışan bir davranış değil.

Resûlüllah bize “Müslüman, din kardeşinin ayıbını örten insandır” düsturunu sünnet olarak bırakmıştır. Bu önemli ilke gereği, velev ki olsa bile Müslüman din kardeşinin ayıbı örtmeli.
Maalesef darbe girişimi sonrası, adeta at izi it izine karıştı. Kendilerini “Müslüman” olarak konumlandıran bazı kişi veya guruplar, hedef seçtiği isim veya guruba karşı akıl almaz itham ve iftiralarla saldırılar başlattılar.
Deyim yerindeyse adeta bel altı vurabilmek için fırsat kollayan bir tutum izlendiğine şahit oluyoruz. Oysa Müslüman, Müslümanın kuyusunu kazımaz, insanlar hakkında iftiralar üretip ortalığa yaymaz.

Allah katında bir Müslümanın derecesi, başka bir Müslümanın ayıbını örtmesi oranındadır.

Aslı belli olmayan bir konuda uydurulan bir iddia üzerinden birilerini tahkir etmek İslâm’ın şiarına yakışmaz.

NİYET OKUMA DEĞİL, KİŞİNİN BEYANI ESASTIR
 
İslam'da ve evrensel hukukta esas olan ilke, zan veya niyet okuma değil, kişinin beyanı esastır.

Bir kimsenin görüşüne başvurmadan, kendisine sorma zahmetine katlanmadan o kişi hakkında herhangi bir beyanda bulunmak iftiradır. Oysa Müslüman iftira atmaz, aksi durum o kişinin ahlakî ve davranış bozukluğunu yansıtır.

Kişinin görüşüne başvurmadan birilerini zemmetmek birilerinin sırtından bir basamak yukarı çıkmak ahlaki bir sorundur.

Hele bunu özellikle Müslüman veya dindar kimliğe sahip insanlar yapıyorsa, bu daha büyük bir cürümdür.

Bu tür asılsız beyanlarda bulunanlar sadece karşıdaki Müslümanın ırz ve şerefine tecavüz etmekle kalmıyor. Aynı zamanda pusuda bekleyen İslam düşmanlarının “Müslümanlar birbirleri zemmediyor, kavgacı dedikoducu” gibi kötü propagandalarla İslam'ın şiarına da zarar veriyorlar.

Hâlbuki Müslüman’ın amacı dini doğru anlatmak ve güzel örnek olmaktır. Resûlüllah’ın hayatının hiçbir aşamasında, bir başkasını tezvirat ve iftiralarla ilzam etmeye dair bir tek örnek gösterilemez.
Özellikle darbe sonrasında toplumsal barışın sağlandığı bir ortamda, "Falan cemaat neden ortada yoktu. Filan cemaat neden üyelerini meydanlara çağırmadı" gibi haberler sadece bir basamak ön çıkma gayretinden başka bir şey değildir. Velev ki, birileri sessiz kalmışsa, zaten kamu vicdanında veya Allah katında yargılanır. Dolayısıyla “fırsat bu fırsat” deyip buradan avlamaya çalışmak en hafif deyimiyle bayağılıktır ve kepaze Müslümanlıktır.

İnsanlar geç haber almış, geç reaksiyon vermiş olabilirler. İyi niyetle hareket etmek mi yoksa bir anda zemmedip ortalığa fitne ateşi yaymak mı Müslümanca tutumdur? Dikkat edilirse İslam’ın erken döneminde de Müslümanları birbirine düşüren ve toplumsal barışı bozan asıl saiklerden birisi ortalığa yayılan “fitnedir.”


ÖNYARGILAR, BİLGİ VE AHLAKIN ÖNÜNDE 

Cemaatlerin birbirine olan acımasız tavrına benzer bir itham benim de başıma geldi. O gece bende hanımla birlikte iki çocuğu uyur halde bırakıp sokağa çıkmıştır. Sabah olduğunda içinde bulunduğum bir Whatsapp grubunda bir akademisyenin tuhaf paylaşımını gördüm. Güya "Said Nursi bu darbenin bastırılacağını önceden haber vermiş” diye bir paylaşımda bulunmuştu.
Ben de gaybı Allah'tan başkasının bilemeyeceğini, Fethullah Gülen gibi insanların da bu kaynaktan beslenip ülkenin başına ne tür belalar açtıklarıı hatırlattım ve bu tür iddialarla risalelerdeki hezeyanların aklanamayacağını söyledim.

Bana büyük bir reaksiyon gösteren meslektaşım!! "Sen zaten hadisleri de inkar ediyorsun, sen CHP'lisin. Zaten darbe gerçekleşmemesine üzüldün, bundan sonra seni bir yerlere fişlemem, gammazlamam gerekir" diye karşılık verdi. Bende kendisine Müslümanın iftira edemeyeceğini ve yalan söylediğini belirttim ve belgelemek için o esnada darbeye direniş için bulunduğumuz meydanda hanımla çekinmiş olduğum resimleri gönderdim.

Bu sefer “Önlemin de mükemmelmiş" diye karşılık verdi. Sözün bittiği yere gelince, sustum ve Rabbime havale ettim. Bunu bana yapan insan sıradan birisi değil bir hukukçu!!! dekan idi. Dolayısıyla bu tür tezviratlar olacaktır, ancak benim hatırlatmak istediğim husus şu: “Bir fâsık size haber getirdiği zaman, kaynağını/doğruluğunu araştırın” (Hucurât 49/6) ayetidir. Bu ilahi buyruk fetvasınca insanlar duydukları her söze veya tezvirata inanmamalı ve ihtiyatlı yaklaşmalı.

Toplumun aydını kabul edilen hem de bir hukukçu dekan bunu yapıyorsa toplumun aşağısına inildikçe bilgi sahibi olmayan insanların bazı insanları ileri geri yaftalamalarını daha iyi anlıyorsunuz. Bunu yapanlar kendi ahlaklarının gereğini yapıyorlar.

MÜSLÜMANIN GİZLİ GÜNDEMİ OLMAZ

Her zaman söylemeye çalışırım “Müslüman net ve mert olmalı” diye. Bu itibarla Müslümanın gizli gündemi olmaz, olamaz da. Dikkat edilirse son yaşanan darbe hadisesinin özü de yıllar yılı süren “gizli gündemin” ürünüdür.
Bugün Müslümanların en büyük problemlerinden birisi, Resûlüllah’ın örnekliğinde olduğu gibi net ve mert olamamalarıdır.
Yıllar yılı kamu imkânlarını kendi gizli gündemi için kullanıp, kul hakkına girenler, fırsatı ele geçirdiği anda adeta ölüm makinesine dönüşüverdiler. Oysa Müslüman imha edici değil ihya edicidir. Müslüman yıkıcı değil yapıcıdır. Bunlar kamu adına kendilerine emanet edilen devlet imkânları ile insanların üzerine bomba yağdırdılar. Kısacası emanete hıyanet ettiler.

Halk üzerine bomba yağdıranların akıl hocaları, yeri geldiğinde Hz. Ömer’in kendi işi için kendi mumunu, kamunun işi için kamunun mumunu yaktığı retorikleri üzerinden dindarlık hassasiyeti sergiler, ancak soru çalıp hak etmediği halde bir yerlere gelmeyi veya kamu adına kendisine emanet edilen mala ihanet etmeyi dindarlığı adına meşru görür. Böyle bir “dindar” portresi İslâm’ı olmadığı gibi, insanî de değildir.


PEYGAMBERİMİZ BEĞENMEDİĞİ MEKKE DÜZENİNİ DARBE İLE Mİ DEĞİŞTİRDİ?

Kanla kendi emeline ulaşmaya çalışan ve hedefe ulaşmaları için her yolu onlara mubah gösteren sözde dindarlara hatırlatmak isterim. Belli ki, beğenmediğiniz bir şeyler varmış. Peki, bu ülke size hangi imkânları vermedi?
İkincisi, örnek aldığımız Resûlüllah asla sizler gibi sinsice hareket etmedi. Kimseyi rötgenlemedi, gammazlamadı, hedef gördüğünün ayağını kaydırmak için çalışmadı, Mekke’de beğenmediği düzen vardı, ama darbecilik mi değiştirmeye çalıştı? Nereden bakarsanız bakın her tarafı elinizde kalıyor.

Müslümanlar aslında kodlarını unuttular. Ne yazık ki, vahyi ve onu hayata tatbik eden Resûlüllah’ın örnekliğini göz ardı ettik. Onun izinden gittiğini sananlar sadece onun güzide hayatı üzerinden rol çalıp kendi siyasal hesaplarına ve kirli emellerine alet ettiler.

Müslümanların bu konuda bilinçlenmeleri şarttır. Topluma hakikati, iyiyi ve güzeli anlatmamız gerekiyor.


MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANA DÜŞMANLIĞI ÜZERİNDEN GÜÇ TOPLUYORLAR

En acı olanı ise Müslümanın Müslümana düşmanlığı üzerinden kotarılmaya çalışılan bir güç mücadelesi var.

Bir Müslüman başka bir Müslümanın sırtına basarak bir yere gelemez. Bu asla kabullenilemez. 

Bu tür yapılanmalarda kurumsal İslam anlayışını benimsiyorlar. Maalesef bu meşum örgüt, dindar kisve altında Müslümanları ayrıştırdılar. Hâlbuki İslam birliği, kardeşliği hedef gösterir, kalpleri ayrıştırmaz birleştirir.

Geleneksel sekteral dincilik veya cemaat yapılanması, bu gün daha iyi fark edildiği üzere, kendisinden olmayanı ayrıştırma üzerine kuruludur. Diğer yapılar da malum örgütten farklı değil. Sözde tevhitçi Furkan ile tarikat esasları etrafında şekillenen İsmailağa cemaati veya diğerleri… Maalesef kendisinden olmayana adeta dünyayı dar etmeyi hedeflemiş durumda.
Görünürde güya hedef İslam'a hizmet. Lakin “İslam nerede?” diye sorduğunuzda elle tutulur bir şey bulamıyorsunuz. Gaye bir şekilde gücü, parayı muhafaza etmek olunca İslam göz boyamaktan ve gücü pekiştirmekten başka bir rol oynamıyor.

Vakıf ve dernek çatısı altında oluşan tüzel kişilikli İslami yapılanmalar bir süre sonra kurumsal İslam anlayışını doğuruyor. Ve rekabetle birlikte yarış ve düşmanlıklar başlıyor. Belli ki, bu tür yapılanmalar İslam toplumuna hayır getirmiyor.

Son olarak şunu hatırlatayım:
İslam ayrışmayı değil birleşmeyi emrediyor. Müslümanlar ayette ifade edildiği üzere bir binanın yapı taşları gibi kenetlenmeli. Ömrü hayatında Allah Resulü’nün bize bıraktığı en büyük miras, "İslam kardeşliğidir. Ümmetin birliğidir."

Resulullah öğretisini bu ilkeler çerçevesinde sürdürdü. Maalesef bu gün cemaatleşme adı altında hızla toplum ayrışmaya doğru gidiyor. Bu durumun vahametini anlatmak zorundayız. Müslümanın fitne, fesat ve fücurla işi olmaz.
Gün ayrışma değil, birlik olma zamanıdır.

 

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serkan Yılmaz 7 ay önce

bu adam diyaneti ve müftüleri ağır eleştiren, peygamberimizi onore eden diyanet hutbesini yerden yere vuran, ve bir daha cumaya gitmeyeceğim diyanetin hutbesini dinlemeyeceğim diyen bir diyanet düşmanı...tweetlerini hep gördüm...admin şu adamların reklamını yapma lütfen. Allah hesap sorar

Avatar
VAİZ 7 ay önce

sevgi̇li̇ admi̇n bunlarla ne röportaji yapiyorsun bunlar ehl-i̇ sünnet düşmani. peygamberi̇mi̇zden bahsederlerken peygamberi̇mi̇z demektan ar edi̇yorlar peygamber di̇yorlar...

Avatar
fenomen 7 ay önce

i̇srafil balci'yitebrik ediyorum hurafecizihniyetevefeto gibi alcak hainlere geregini yapmis

Avatar
Sevgili Vaiz Kardeşim 7 ay önce

Maalesef bix muslumanlar şekilcilikten ote gecemiyoruz. Evet eleştiri yapabilirsin ama ötekilestirme. Ehli Sünnet düşmani diyorsun. Ki öyle değil.Sanki din düşmanı gibi yargılıyorsun... yazıdan hepimizin ders çıkarması lazım. Hz. Peygamber böyle değildi(!)

Avatar
ehl-i sünnet 7 ay önce

diyanetin okuttuğu şu enfes hutbe vardı ya hani..onu duyunca bir daha diyanetin camilerinde cumaya gitmeyeceğim diyen adam bu...şimdi vitrinleri oynuyor

Misafir Avatar
sünne 7 ay önce @ehl-i sünnet

diyanetimizi kayıran bu site de bu adam neden o halde temcit pilavı gibi okutturuluyor

Beğenmedim! (1)
Avatar
Edebali 7 ay önce

Bu nasıl bir din ki siz onu gelisinden 1400 yıl sonra keşfettiniz de ummetin ekserisini gelenekçi diye hakir görüyorsunuz bu zihniyetin akli rasulullahin naklinden daha üstün kusura bakmayin bu milleti igva eddemeywksiniz bu milletin itikadini bozamayacaksiniz

Avatar
Said Nursi Cahilleri 7 ay önce

Risale i Nur u anlamakta güçlük çeken idrak i zayıf ve tenbellik saikasiyla gaflete dalip pusuya yatanlar hayatında birgun okumamış olanlar Gülen bahanesiyle
o muazzam Tefsire bugün kinini kusuyor. Hem Risale-i Nur un hiç bir yerinde gaybi kendisinin bildigine dair bir kanaat bulamazsınız. Bir ayet veya hadis ten istihrac eder. Ve bu mana bana kanaat verdi der. Sonra zaman onu doğrular. Simdi geleceğe dair Kuran ve hadis ten ve siyasi ve içtimai öngörü sunden 50 haber
verip sonra o haberler aynen olduğu gibi çıkarsa aklı başında itiraz eder. Bediüzzaman diyor ki ayet ve hadis ten anladigim mana budur. Bir ayet in sarih manasını zaten veriyor. Ve hadise dayandirarak o ayetin Sarih manasından başka birde îşâri remiz ima gibi başka başka bir mânayı kastedebilir diyor. Yoksa kesin manası budur demiyor. Kuran ın beyanın daki mucizeligini anlatmak için bu gibi nukteleri anlamış ve yazmış. Bu Risale-i Nur un 6000 sayfasından 50 sayfasını teşkil eder. Şimdi birileri anlamakta güçlük çekiyor diye o hazineyi uzmayi kapatmaya ahmakane teşebbüs ve ehli bida ya kapı açmak sadece Kuran a düşman ehli güruha ve dalline hizmet eder. Şia harici Gülen ve mecrası dahil binler mecra çok hususlarda Kuran i okuduğu halde şer hesabina hizmetleri O Kameti Mualla olan Kuran i Azîmüşşan a leke getirmez. Leke onların akılların da dir. Yaşasın Tevhid ve Ona hizmet eden Risale-i Nur. Ölsün kin nefret ve firsatcilik.

Elde Kuran Gibi bir Mucize i Burhan var iken Munkir i ilzam için Aklıma siklet mi gelir ( Bediüzzaman Said Nursi )

Fırsatcilar saldırmak için bahane arıyordu gülen onların hezeyanlarina bahane oldu. Kim bilir gülen Nurlara nefret uyandırmak için kullanılmış bir piyon olabilir. Etrafindakilerin iddiası bu.

Avatar
Emrullah Zorlu 7 ay önce

hocam ağzına sağlık

banner205