Çanakkale; iman gücünün, vatan sevgisinin, birlik ve beraberlik ruhunun zamanın en güçlü ve en donanımlı ordularını dize getirişinin ispatıdır.

 

Çanakkale; sevenin sevdiğine dönmediği, ananın yavrusunu buluşmamak üzere uğurladığı, hasretliklerin değil şehitliklerin var olduğu yerdir.

 

Çanakkale; canını mübarek dinimiz ve vatanımız uğruna hiç çekinmeden feda eden, malını İslam’ın zaferi için sarf eden hakka gönülden bağlanan Allah adını yüceltmek uğruna her türlü tehlikeyi göze alan ölümsüz kahramanların yazdığı destandır.

 

Çanakkale; geçmiş tarihimizin en acı ve hüzünlü zaferidir. Yoksulluk içinde can çekişen bir milletin dönemin en güçlü devletlerine ve silahlarına tek vücut halinde direnişinin gerçek bir destanıdır.

Çanakkale; giyecek elbise-ayakkabı, yiyecek tayın, atacak top ve mermi bulmakta güçlük çeken, ezandan, Kur’an’dan, kelime-i tevhitten, rükû ve secdeden güç alarak şahadete koşan yiğitlerin zaferidir.

Çanakkale; açlığın kol gezdiği, manevi yükselişin zirve yaptığı, güçsüz kolların inançla kilolarca ağırlığındaki top mermisini kaldırıp attığı er meydanıdır.

Çanakkale; düşmana insanlık dersi örnekleriyle de baş eğdiren destandır. Yaşanan çatışmalarda vurduğu düşman askerini canı pahasına, sırtına alıp düşman siperine kadar götürme yücelik ve cesaretini gösteren Mehmetçik, düşmanın her bir rütbesindeki askerini kendisine hayran bırakacak kadar asil bir davranış sergileyerek, savaşın sadece öldürmekten ibaret olmadığını tüm dünyaya bir defa daha kanıtlamıştır.

Çanakkale; lise son sınıf öğrencilerinin bile cepheye koştuğu, on beşlilerin, taze bedenleri, papatyaların, gelinciklerin üstlerine düştüğü yerdir.

Çanakkale; daha ölmeden nice civanların diri diri mezara konduğu yerdir.

Çanakkale; metre kareye onbinlerce merminin, yüz binlerce yiğidin düştüğü yerdir.

Çanakkale; yuvaların yıkıldığı, yüreklerin yandığı, yavruların yetim kaldığı yerdir.

Çanakkale; öleni ölüyor... Üç dakikaya kadar öleceğini bildiği halde, en ufak bir çekinme bile göstermeden; bilenlerin elinde Kur'an, bilmeyenlerin dilinde Kelime-i Şahadet, Cennete girmeye hazırlanan yiğit evlatların harman olduğu yerdir.

Çanakkale; milletin yeniden dirilişidir.

 

Çanakkale; anaların duası, eşlerin hasreti, yavukluların elini yüreğine basmasıdır.

Çanakkale;

Eledim eledim höllük eledim

Aynalı beşikte canan bebek beledim

Büyüttüm besledim asker eyledim

Gitti de gelmedi canan buna ne çare

Yandı ciğerim de canan buna ne çare

Bir güzel simâdır aklımı alan

Aşkın sevdasını canan sineme saran

Bizi kınamasın ehl-i din oğlan

Gitti de gelmedi canan buna ne çare

Yandı ciğerim de canan buna ne çare.

Türkülerinin yandığı yerdir.

Evet, Çanakkale; kalemle değil, kan ile yazılan zaferin, bir var oluşun adıdır.

 

253 bin şehit verdiğimiz [Bu yuvarlak bir rakamdır, gerçek sayıyı Allah bilir. Zira orada normal askerlerimizin üçte biri kadar da köyden kentten gelen gönüllü askerlerimiz var. Hatta askerlik çağında olmayan gençlerimiz vardır.] Çanakkale’de her yaştan insanımız gönüllü olarak savaşmış, vatanın her bir ferdi kendisine yönelen bu vahşi akına el birliğiyle dur demesini bilmiştir. Etraf kasıp kavrulurken, adeta cehennem yaşanırken yüreği yanık bacılar, analar, dillerinde dualar ellerinde şişler mum ışığında, kandil ışığında cephedeki evlatlarına elbise dikiyor, çoraplar örüyorlardı.

İsimsiz kahramanlar, vatanın her bir köşesinden Çanakkale’ye koşarken, hiçbir zaman geri dönmeyi düşünmemişlerdi. Ümmetin onur ve şerefini en güzel şekilde savunmakla üzerlerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmişlerdir. Onlar, Çanakkale’de destan yazmakla sadece bir zafer değil, Türk milletinin Anadolu’daki varlığının devamını da sağlamışlardır.

Çanakkale’de, Anafartalar’da, Kilit bahir’de, Soğanlı dere’de İslam ümmeti olarak, tarihte eşi görülmemiş bir direniş sergileyen ve Mehmed Akif’in deyişiyle; “kanı ile tevhidi kurtarma” mücadelesi veren 253 bin şehid, sadece Adana’dan, Malatya’dan, Samsun’dan, Konya’dan, Diyarbakır’dan değil; kardeş ülkelerden; Kudüs’ten, Gazze’den, Bakü’den, Gence’den, Kosova’dan, Bağdat’tan, Basra’dan, Musul’dan, Kerkük’ten, Hama’dan, Humus’tan, Halep’ten, Şam’dan gelmişlerdi. Tevhid uğruna can veren Ümmet-i Muhammed’in evlatları; Arap’ı, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Boşnak’ı, Arnavut’u ve Sünnî’si-Şiî’si ile yan yana, omuz omuza savaştılar. Hücumdan önce son namazlarını cemaat halinde omuz omuza, diz dize kıldılar. Bu gün de yan yana, koyun kuyuna şehitliklerde yatmaktadırlar.


Şunu burada çok büyük bir iftiharla ve memnuniyetle ifade etmek isterim ki eğer bugün ezanlar minarelerden özgürce okunabiliyorsa, eğer bugün millet olarak duaya durabiliyorsak biliniz ki bunu şehidlerimize borçluyuz. Şehitlerimizin ruhları şad olmuştur, muazzez olmuştur.

Eğer bu aziz millet, bugün hür ve bağımsız şekilde varlığını idame ettiriyorsa biliniz ki hiçbir şehidimizin kanı boşa akmamıştır. Şehitlerimize sonsuz şükran borçluyuz. Şükran borcumuzu bu vatana, bu bayrağa, milletimize ve milletimizin değerlerine sımsıkı sahip çıkarak ödüyoruz ve ödemeye de devam etmeliyiz.

Çanakkale’de elde ettiğimiz zaferle, oradan elde ettiğimiz gurur ve öz güvenle, özellikle de orada sergilediğimiz birlik ve kardeşlikle Kurtuluş Savaşımıza başladık ve zaferle sonuçlandırdık.

Bu gün bize düşen en önemli vazife, bin yıllara kadar uzanan kardeşliğimizi çok daha güçlendirmiş, perçinlemiş, sarsılmaz bir hale getirmektir. Her kesim ve her kesimin birbirine saygı duyduğu, birbirinin tercihlerine ve yaşam tarzlarına hürmetle yaklaştığı, hoşgörünün egemen olduğu bir iklimi hep birlikte imar etmektir. Şehitlerimiz, bizden böyle bir vatan inşa etmemizi istiyorlar. Şehitlerimiz, böyle bir özlem için canlarını feda etmişlerdir. Onlar kendilerinden sonra gelen nesillerin kutuplaşması için değil, ayrışmaları için değil, birbirlerine farklı nazarlarla bakmaları için değil, kendilerinden sonra gelen nesillerin kucaklaşması için, bir olması için, birlik olması için, kardeş olması için kahramanca savaşmışlardır.

Böyle bir ruh dünyasına sahip milletin torunlarıyız, evlatlarıyız. Vatanı için kanını feda edenler, birbirleri arasında ayrım yapmıyor, birbirlerine kardeş nazarıyla bakıyorsa, onların torunları da birbirleri arasında ayrım yapamazlar, birbirlerine farklı nazarla bakamazlar. Kim ki bir başkasını etnik kökeninden, dilinden, örfünden, âdetinden, kültüründen dolayı tahkir ediyorsa, bilsin ki Çanakkale şehitlerimizi incitmektedir.

Kim ki bir başkasını inançlarından, mezhebinden, meşrebinden manevi değerlerinden, kılık kıyafetinden, başörtüsünden, sakalından, bıyığından dolayı tahkir ediyorsa, bilsin ki Çanakkale şehitlerimizin ruhlarını muazzep etmiştir.

Kim ki kendi yaşam tarzını makbul görüp başkalarının yaşam tarzlarını, değerlerini, kutsallarını tahkir ediyorsa aynı şekilde bilsin ki o da Çanakkale şehitlerimizi ve diğer tüm şehitlerimizi üzmektedir.

Bugün üzerinde yaşadığımız bu cennet vatanımızın, milletimizin, bayrağımızın varlığını, milletçe namus ve şerefimizle yaşıyor olmamızı, doğusundan, batısından, kuzeyinden, güneyinden ülkemizin her bölgesinden gelerek, Çanakkale’de canlarını feda eden şehitlerimize borçlu olduğumuzu asla unutmayalım. Cepheye mermi taşırken yolda donarak şehit olan şerife bacıları, hayatının baharında cepheye koşan delikanlıları, yavrusunu vatana kurban olsun diye kınalayıp cepheye gönderen anaları, 276 kiloluk gülleleri sırtında taşıyan Seyit Onbaşıları, bebeğinin yorganını top mermisi ıslanmasın diye cephanelerin üstüne seren anaları unutmayalım.

Çanakkale’den alacağımız en büyük ders; genç nesillerimize Çanakkale ruhunu, şehadet aşkını, o imanı verebilmektir. Çünkü bir milletin varlığını devam ettirebilmesi için sağlam bir gençliğe sahip olması lazımdır.

Çanakkale Zaferi’ni anlamak ve anlatmak için çok önemli yatırımlar yapmak, bu mirası gençlerimize aktarmak mecburiyetindeyiz.


Bizlere düşen, bu emanete sahip çıkmaktır. Ortak değerler altında bir ve beraber olmaktır.


Çanakkale ve şehitleriyle gurur duyuyoruz. Böyle kahraman bir neslin ahfadı olmanın iftiharını yaşıyoruz.


Yıl 1915… Yer gök Çanakkale, geçilmez değil, geçilemez olduğuna bir kere daha şahit oluyordu.


Bu vesileyle Çanakkale şehitlerimiz başta olmak üzere tüm aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Makamları cennetler olsun inşaallah. Çanakkale

Deniz Zaferimizin 101. yıl dönümünün hayırlı olmasını Yüce Mevla’dan diliyorum.

Selam ve dualarla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
adil bazman hoca balıkesir 10 ay önce

hocam yüreğine saglık kalemine kuvvet ömrün bereketli olsun