Vaaz: Kur’an Ayı Ramazan


شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ

“(O sayılı günler, Ramazan ayı), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.” (Bakara, 2/185)
 
عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ « مَا مِنَ الأَنْبِيَاءِ نَبِىٌّ إِلاَّ أُعْطِىَ مِنَ الآيَاتِ مَا مِثْلُهُ أُومِنَ - أَوْ آمَنَ - عَلَيْهِ الْبَشَرُ ، وَإِنَّمَا كَانَ الَّذِى أُوتِيتُ وَحْيًا أَوْحَاهُ اللَّهُ إِلَىَّ ، فَأَرْجُو أَنِّى أَكْثَرُهُمْ تَابِعًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her peygambere mutlaka iman edilen (veya insanların iman etmesini sağlayan) mucizeler verilmiştir. Bana verilen mucize de Allah’ın bana vahyettiği (Kur’an)dır. Sonuçta ben kıyamet günü kendisine tâbi olanları en çok olan peygamber olacağımı umuyorum.”

 (Buhârî, İ’tisâm, 1)
 
Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan,
Hoş geldin Kur’an ayı.
Hoş geldin mağfiret ayı.
Hoş geldin bereket ayı.
Hoş geldin fakirlerin umudu.
Hoş geldin En Güzele Peygamberliğin geldiği ay.
Hoş geldin gözümüzün nuru, gönlümüzün süruru.
Hoş geldin bedenimize şifa olan oruç ayı.
Hoş geldin ruhumuza esenlikler veren kutlu ay.
Hoş geldin şeytanların zincire vurulduğu, cehennem kapılar kapandığı, cennet kapılarının açıldığı ay.
 
Kur’an-ı Kerim insanı insan yapar

İndirilmeye başlandığı aya değer veren o ayı onbir ayın sultanı yapan, indirildiği geceye değer veren o geceyi bin aydan daha hayırlı yapan Kur’an-ı Kerim, 1400 yıldan beri kimin kalbine nüfuz ediyor, onun hayatına giriyor ise onu da değerli yapıyor, kamil insanlar seviyesine çıkarıyor. Ramazanın değerini daha iyi anlayabilmek, ondan daha iyi istifade edebilmek için Ramazan ayının neden önemli olduğunu, neden bu aya kıymet verildiğini öncelikle idrak etmemiz gerekmektedir.

Ramazan ayının çok kıymetli olması Yaratanımızın kendisine kıymet vermesiyledir. Bu ayda İnsanlığa son ilahi kitap indirilmeye başlanmıştır. Karanlıklar içerisinde kalan ve cehalet dönemini yaşayan insanoğlu Kuran’ın inmesiyle altın çağını yaşamaya başlamıştır. Sahabeler Efendimiz tarafından gökte parlayan yıldızlara benzetilmiştir. Bu dönüşümün yaşanmasının ana unsuru ise Kuran-ı Kerim’dir.

Kur’an Ramazan ayında inmiştir. Ramazan Kur’an ayıdır. Bu ayda Peygamber Efendimizle Cebrail bir araya gelirler Kur’an-ı Kerimi okurlardı. Bugün hem evlerimizde hem de camilerimizde okuduğumuz mukabelelerin ana menşei budur. Peygamberimiz (s.a.s.) ve Cebrail (a.s.)’ın sünnetini bugün Ramazan münasebetiyle tekrar etmekte ve bu önemli buluşmayı bizlerde gerçekleştirmekteyiz.

Kuran bir aya on bir aydan daha fazla değer katmıştır. O ayı (ramazan ayını) on bir ayın sultanı yapmıştır. Yine Kuran bir günü bin aydan daha hayırlı kılmıştır. Kendisinde inmeye başlayan Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Kuran-ı Kerimde Kadir Süresinde şöyle buyrulmaktadır.

إنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ {} وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ {} لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ {} تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ  وَالرُّوحُفِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ {} سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ {}

“Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir, 97/1-5)

İçinde inmiş olan ayı (ramazan ayını) on bir ayın sultanı yapan, içinde inmiş olduğu günü (kadir gecesini) bin aydan hayırlı yapan Kur’an-ı Kerim içinde, yaşamında ve hayatında olduğu insanı ise insanlar içinde kıymetli yapar, hayırlı yapar. Bir aya, bir güne nur katan, aydınlık veren Kuran insana nur katar aydınlığıyla ışıldatır. Hayıtımıza anlam katar, gönlümüze neşe verir. Dünya ve ahiret mutluluğu kendisinde saklıdır. Hayata hayat katan Kuran’dır. (Kur'an), bütün insanlığa bir açıklamadır;

هَـذَا بَيَانٌ لِّلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ 

“takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.” (Al-i İmran, 3/138)

هَـذَا بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ 

(Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır) (Araf, 7/203)

يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَاء لِّمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ

Kuran;  Bize Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. (Yunus, 10/57)
 
Kuran okumak ibadettir
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in müjdesiyle okuyan için her bir harfine on kat sevap verilecektir. Bu husus şöyle bildirilmektedir

منْ قرأَ حرْفاً مِنْ كتاب اللَّهِ فلَهُ حسنَةٌ ، والحسنَةُ بِعشرِ أَمثَالِهَا لا أَقول : الم حَرفٌ ، وَلكِن : أَلِفٌ حرْفٌ، ولامٌ حرْفٌ ، ومِيَمٌ حرْفٌ

“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 16)

Kuran okumak şefaattir. Alemlere Rahmet olarak gelen Hz. Fahri Kainat şöyle buyurmaktadır.

اقْرَؤُا القُرْآنَ فإِنَّهُ يَأْتي يَوْم القيامةِ شَفِيعاً لأصْحابِهِ

“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir”(7)

Ramazan ayı fırsatlar ayı. Bu ayda camilerde veya evlerimizde okunan mukabeleler ile kendi kendimize okuduğumuz hatimler ile Kur’an-ı Kerimi okumayı ahlak haline getiriyoruz. Düzenli Kur’an okumak, Peygamber Efendimizin (sav) aksatmadığı ve çok önem verdiği bir sünnetiydi. Bu alışkanlığımızı hayatımızın tamamına aksettirmeliyiz. Sakîf Kabilesi’nden İslâm’ı kabul eden kişilerden Evs b. Huzeyfe (ra), arkadaşlarıyla birlikte Medine’de Peygamberimize (sav) misafir oldukları günleri şöyle anlatır: “Allah Resûlü (sav) her gece yatsı namazından sonra yanımıza gelir ve bizimle İslâm üzerine konuşurdu. Mekke’de çektikleri sıkıntıları anlatırdı.” der ve şöyle devam eder: “Bir gece yanımıza biraz geç geldi. Ben, ‘Bu gece biraz geciktiniz yâ Resûlallah!’ deyince, ‘Kur’an’dan her gün okuduğum kadarını (hizbimi) bitirmeden çıkmak istemedim.’ buyurdu. Sabah olunca bu konuyu sahâbîlere sorduk. Onlar, “Biz Kur’an’ı bölümlere ayırarak okuruz. Üç sûre, beş sûre, yedi sûre, dokuz sûre, kendi içinde birer okuma bölümü (hizb) oluşturur.” dediler. (İbn Hanbel, IV, 9)
 
Kur ’ansız Ramazan, Kur ’ansız hayat olmaz

Ramazanda ve ramazan ayı dışında kendisine gönlümüzü, aklımızı açacağımız ve hayatımıza mutlaka aktarmamız gereken ilahi mesaj Kur’an-ı Kerimdir.
Dünyamızı da, ahiretimizi de hayırla ulaştırmak için yegâne kılavuz Kur’an-ı Kerim’dir.

Gerçek hidayet rehberi, iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı, günahla sevabı birbirinden ayıran Furkan Kur’an-ı Kerim’dir.

Rabbimizin bizden razı olacağı şeylerin anlatıldığı kitaptır Kur’an.

Gönül Dünyamızı, akıl dünyamızı, bedenimizi, ruhumuzu güzelleştirecek, nefsimizi tezkiye edecek, bizi şeytanın vesveselerine karşı koruyacak olan Kur’an-ı Kerimdir.

Bu veya daha birçok sebeplerle hatimlerimizi okurken düşüneceğimiz şey bu olmalıdır. Oruçlarımızı tutarken hatırımızda olmalıdır. Kur’an’sız Ramazan olmaz. Kur’an-ı Kerimin hayata aktarılmadığı bir Ramazan eksiktir.

Bu hususta Sevgili Peygamberimizin şu nasihatini iyice öğrenelim ve hayat tarzı haline getirelim.

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ ... قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم « تَعَلَّمُوا الْقُرْآنَ فَاقْرَءُوهُ وَأَقْرِئُوهُ فَإِنَّ مَثَلَ الْقُرْآنِ لِمَنْ تَعَلَّمَهُ فَقَرَأَهُ وَقَامَ بِهِ كَمَثَلِ جِرَابٍ مَحْشُوٍّ مِسْكًا يَفُوحُ بِرِيحِهِ كُلُّ مَكَانٍ وَمَثَلُ مَنْ تَعَلَّمَهُ فَيَرْقُدُ وَهُوَ فِى جَوْفِهِ كَمَثَلِ جِرَابٍ وُكِئَ عَلَى مِسْكٍ.»

Ebû Hüreyre’den gelen rivayete göre, Allah Resûlü (sav) şöyle buyurdu: “Kur’an’ı öğrenin, onu okuyun ve okutun. Kur’an’ı öğrenen, okuyan ve gereğini yapan kimse, her tarafa koku yayan misk dolu bir kaba benzer. Kur’an’ı öğrenen (fakat onu çevresine yaymayan), yatıp uyuyan kimse ise ağzı bağlı koku yaymayan bir misk kabına benzer.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 2)
 
Kur’an-ı Kerimi okumamak, anlamamak ve yaşamamak ateş çukurunun kenarında dolaşmak demektir

Kur’an gelmeden önce insanların hali perişan idi. Kur’an Kutlu bir elçi olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) ile gönderilmeye başlayınca insanların hayatları değişti, farklılaştı, güzelleşti. Yüce Rabbimizin şu ayetini beraberce hatırlayalım.

وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعاً وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْفَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَاناً وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

“Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişilerdiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.” (Al-i İmran, 3/103)

Kur’anı- Kerim hayatımızda olmaz ise ayette bildirilen uçurumların kenarlarında olunabilir. Allah-u Teâlâ’nın nimetiyle birleşen kalpler ve nihayetinde kardeş olanlar Kur’an olmazsa yeniden ayrılığa düşebilir. Bu sebeple ayetin sırrına mazhar olacağız. Kur’an’a ve İslam’a sımsıkı sarılacağız. Sarılacağız ki, kardeşliğimiz pekişsin. Sarılacağız ki, yanlışlıklara düşmeyeceğiz. Sarılacağız ki, Yaratanımız ve yaratılanlar bizden razı olsun.
 
Etle tırnak nasıl ki birbirinden ayrılmaz ise Kuran ve Sünnet öylece birbirinden ayrılmaz.

Kuran-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece aynı zamanda Peygamber Efendimizin Peygamber olarak son insanlığa gönderildiği ilk gecedir. Ramazan ayı bu sebeple Peygamber ayıdır. Yürüyen Kuran olan Peygamberimizin hayatı bize en doğru yolu göstermektedir. Yazılı olan bir metnin hayata nasıl aktarılacağının cevabı Peygamberimizdedir. Kur’an’a uygun bir hayat arzu edenler için en güzel rehber Peygamberimizidir. Peygamber Efendimizin hayatını hayatına aktarmak isteyenler Kuran’a bakmalıdırlar.

Bu aydan istifade etmek için riayet etmemiz gereken bir başka hususu ise Sevgili Peygamberimizin sünnetine riayet etmektir. Çünkü O’nun sünneti en güzel rehberliktir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) Câbir b. Abdullah’tan gelen rivayete göre, bir hutbesinde şöyle diyordu.

عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِى خُطْبَتِهِ ... إِنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللَّهِ وَأَحْسَنَ الْهَدْىِ هَدْىُ مُحَمَّدٍ

“Sözlerin en doğrusu, Allah’ın kelâmı; rehberliğin en güzeli ise Muhammed’in rehberliğidir.” (Nesâî, Salâtü’l-îdeyn, 22)

İslam Dininde, Kur’an-ı Kerim’den sonra bilgi ve uygulama açısından en büyük kaynak, Hz. Peygamberin Sünneti kabul edilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de tafsilatlı bir şekilde yer almayan emirlerin ve yasakların uygulama sahasına çıkması hep Sünnetle olmuştur. Abdestin alınış şekli, namazın kaç rekât olduğu ve nasıl kılınacağı, zekâtın nisap miktarı ve hangi mallardan zekât verileceği, haccın yapılış şekli gibi daha birçok ibadet Sünnetlerle bilinebilmektedir. Nitekim Hz. Peygamber Efendimiz, “Ben namazı nasıl kılıyorsam sizde öyle kılın” ve “ Hac ibadetinizin usullerini benden alın”  buyurmuştur.

Bir beşer olarak dünya ve ahiret huzurunu nasıl elde edebiliriz? Sorusunun en güzel cevabını, Sevgili Peygamberimizin Sünnetinde buluyoruz.
Ailevi ilişkilerde mutluluğun anahtarı Hz. Peygamberin Sünnetinde saklıdır. Hz. Aişe validemizin dile getirdiği gibi, O, en duygusal, en nazik, en insancıl, en merhametli, en saygılı ve ailesine karşı her daim en iyi davranan bir aile reisiydi. Komşuluk ilişkilerinde en samimi, en içten davranışları, fakirlere nasıl yardım yapılacağına dair birçok güzel icraatı O’nun Sünnetlerinde görmekteyiz.

“Hayırlınız, ahlâkı güzel olanınızdır.” diyen Sevgili Peygamberimiz, Sünnetiyle ahlaken kemale erişme yollarını bizlere göstermiştir. Hayatı boyunca hiç yalan söylememiş, emanete hıyanet etmemiş, ağzından hiçbir zaman beddua çıkmamış, düşmanları dahi kendisi hakkında kötüleyici bir söz söyleyememişlerdir.

Hz. Peygamberimizin Sünneti, Kur’an-ı Kerim’in en büyük tefsiridir. Bu sebeple, Sünnete tabi olmak, Kur’an’a tabi olmak anlamına gelmektedir. Allah’a hakkıyla itaat etmek ve O’nun sevgisini kazanmak için, Sevgili Peygamberimizin Sünnetine uyulması gerektiği unutulmamalıdır. Nitekim Allah (c.c.) sevmenin yolu Hz. Peygambere tabi olmaktadır. Bir ayette şöyle buyruluyor.

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

 “(Ey Muhammed) De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Ali İmran, 3/31)

Yeni bir Ramazana kavuşmanın heyecanı içerisindeyiz. Ramazana ulaşmak çok önemlidir. Çünkü bu ayda yalnız Allah (c.c.) rızası için oruç tutar isek, ibadetlerimizi yalnız O’nun rızası için yerine getirir isek, Kur’an-ı Kerim’in o feyizli ve bereketli dünyasından istifade etmeye çalışır isek günahlarımız affedilecektir. Her Ramazanda hatırladığımız ve hatırlattığımız şu hadis ile vaazımızı sonlandırıyoruz.

مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَاناً واحْتِساباً ، غُفِرَ لَهُ ما تَقَدَّمَ مِنْ ذنْبِهِ

"Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır."! (Buhârî, Savm 6)

 

 

Kaynak: Dinihaberler.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.