İyilik; bir kişinin, bir olayın, bir durumun ve fiilin istenilen düzeyde bulunmasını ve yararlı olması halini ifade eder. İyi olan, beğenilir, iyilik hayatı kolaylaştırır, yaşama katkı sağlar ve kendisinden istifade edilir. 
 
Yalın bir kelime ile ifade edilen iyilik, İslam’da her biri geniş ve derin anlama sahip olan farklı kelimelerle ifade edilir. Hayr, hesenat, maruf, birr,isar, ihsan, lütuf, fazl, kerem, maruf,  vb kelimeler iyiliği farklı yönleri ile ele alır. 
 
Peygamberimiz (s.a.s), hayru’l-beşer, yani insanlığın en hayırlısı ve iyisidir. Bu ümmet de insanlığın yararı için çıkarılmış hayırlı bir ümmettir.(Bkz. Al-i İmran, 110)  İyiliği tavsiye etmek, iyiliği yaygınlaştırmaya çalışmak, ve daima iyiden yana taraf olmak, kötülüğe karşı çıkmak, kötülükle mücadele etmek ve onu ortadan kaldırmaya çalışmak bu Ümmet-i Muhammedin en temel misyonudur. 
 
İyiliğe katkı sağmak için öncelikle iyilerden yani Allah’ın salih kullarından olmak gerekir. İyi insan, ailede ve sosyal hayattaki konumuna göre iyi bir baba/anne, hayırlı evlat, iyi bir kardeş, amca dayı, hala teyze olmanın gereklerini yerine getirir. 
 
İyi insan, iyi hale şükretmesini, kötü hale de sabretmesini bilen insandır. 
 
İyilik, beşeri münasebetlerde en isabetli kararı verebilmek ve yapıcı olmaktır.
 
İyilik, karşılıksız Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir. 
 
İyilik, “Sizin en hayırlınız, insanlara en çok yararlı olanınızdır” hadisi şerifini hayatın temel prensibi yaparak yaşamaktır. 
 
İyilik, “Ya hayır konuş ya da sus” hadisi şerifine göre konuşmaktır. 
 
İyilik, beşeri münasebetleri, “Sizden biri kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçekten iman etmiş olmaz.” hadis-i şerifine göre düzenlemek ve empati yaparak  halden anlamaya çalışmaktır. 
 
İyilik, hayatta kalıcı izler bırakmaktır. Yeryüzünün imarı ve insanlığın ıslahı için çalışmaktır. 
 
İnsan, yaptığı iyilik kadar değerlidir. İyilik yapan hiçbir şey kaybetmez ama maddi ve manevi çok şey kazanır.  
 
İyilik deyince sadece birine maddi yardım yapmak, sadaka vermek, borç vermek, birini zor durumdan kurtarmak anlaşılmamalıdır. Birine maddi destek vererek işini kolaylaştırmak iyiliğin bir yönünü ifade eder. Peygamberimiz (s.a.s), güzel konuşmanın, tebessüm etmenin de sadaka olduğunu haber vermiştir. Herkes imkanı, vicdanı ve kabiliyeti kadar iyilik yapar. 


 
Hiçbir iyilik zayi olmaz. Zerre kadar iyiliğin de zerre kadar kötülüğün de Ahrette bir karşılığı olacaktır. (Bkz. Zilzal, 7-8)
 
İyilik, karşılığında iyilik görmek için yapılmaz. Karşılık beklenerek yapılan iyilik gerçekte iyilik değil alış veriştir. Biz iyiliği, bize yaraştığı için ve bizi yücelttiği için yapmalıyız. Varsın iyilik gören nankörlük yapsın. Herkes kendisine yakışanı yapar. “Yap bir iyilik at denize, balık bilmezse halık bilir” denilmiştir. Bazı insanlar nankör tabiatlıdır. Böyleleri hakkında, “Kork iyilik yaptığından.” denilmiştir. Bazıları da ali cenaptır, vefakardır, kadir kıymet bilir. Bunlar hakkında da bir Arap atasözünde “İnsan iyiliğin kölesidir” denilir. 
 
Ramazan ayı, bütün iyiliklerin zirve yaptığı, Allah’ın rahmetinin sağanak halinde yağdığı ve berekete dönüştüğü bir aydır. Bu sebeple bu ay iyi olana talip olma, ondan nasiplenme ve iyiliği paylaşarak bereketlendirme aydır. 
 
Diyanet İşleri Başkanlığı, her yıl Ramazan ayı için bir tema belirliyor. Bu senenin teması ise. “Vakit iyilik vakti, bu Ramazan ve her zaman” şeklinde belirlenmiştir. Bu tema vesilesi ile her yerde en fazla iyilik konuşulacak, iyilik konusunda bir farkındalık ve yüksek bir bilinç oluşacaktır. 
 
İslam’da isar, kendi ihtiyacı olduğu halde vermektir. Hayır ve hesenatı, varlıklı olanlar değil, gönlü zengin olanlar yapar. Bir şeye kendi ihtiyacı varken vermektir yiğitlik. 
 
Güney komşularımızda devam eden kaos ortamı sebebi ile Suriyeli ve Iraklı Müslüman kardeşlerimiz oturduğumuz mahalleye kadar geldiler ve onlarla komşu olduk. Bir çoğu acınacak haldedir. Sadece onlar da değil.  İşini veya eşini kaybettiği için mağduriyet yaşan yerli komşularımız da var. El açıp “açım” diyenlere şahit oluyoruz. Devletin hayır kurumları, hayır amaçlı kurulmuş sivil toplum kuruluşlarının bunca faaliyetine rağmen hala açım diyenlere şahit olmak gerçekten düşündürücü. “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” diyen bir dinin yaşandığı ülkede açım diyen insanlar varsa bu durum dini, insani ve vicdani duyarlılığın zayıf olduğunu gösterir. Yok bu insanlar aç olmadığı halde açım diyorsa bu da ayrı bir problemdir. 
 
O halde bu mübarek Ramazan ayı, öncelikle bizi iyi yapmalı ve Allah’ın Salih kulları arasına dahil etmelidir. Bizler de etrafımızı iyiliklerle güzelleştiren, ıslah eden iyilik elçileri olmalıyız. 
 
İyilik yüce bir değerdir, ona ulaşmak ve ona sahip olmak için özveri ve fedakarlık gerekir. İyiliğin, bizleri ihata ederek erdemliler sınıfına taşıması dileğiyle hayırlı Ramazanlar dilerim. 


İslam medeniyetinin yükselişi kanaat önderi imamlarımız, vaizlerimiz, öğretmenlerimiz ve Kur’an Kursu Hocalarımızın omuzlarında olacaktır.
 
UNUTMAYIN!   "Vakit İyilik Vaktidir. 
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol