Dua bir ibadettir ve onun belli bir zamanı yoktur. İhtiyaç hissettiğimizde, uygun ortamlarda her zaman ellerimizi açıp “Ya Rabbi!” diye dua ederiz…

İsteklerimiz gerçekleşirse mutlu oluruz…
İsteklerimiz gerçekleşmezse, üzülürüz…
Esasında her durumda, dualarım kabul olmadı dememeliyiz…

Allah, yapılan duanın mükâfatını belki ahrette verecektir. Namaz, oruç gibi ibadetlerimizin sevabını nasıl ahrette bekliyorsak bazı dualarımızın karşılığını da ahrette görebiliriz. Dünyada duamızın karşılığı verilecekse, belki de zamanı gelmemiştir. Biz duaya devam etmeliyiz. Belki de istediğimiz şeyler hakkımızda hayırlı olmayacağı için Allah tarafından duamızın karşılığı verilmemiş de olabilir… Bundan dolayı üzülmemeli; bunda da bir hayır vardır diye düşünmeliyiz…

Ve…
Şems-i Tebrîzî’nin: “Olmadı diye sızlandığın duaya, gün olur olmadı diye şükredersin!” sözünü   unutmamalıyız...

Kur’ân-ı Kerim’de;

“… İhtimâl ki hoşlanmadığınız bir şey sizin lehinize, yine ihtimal ki hoşlandığınız bir şey de sizin aleyhinize olabilir.  Siz bilmezsiniz, Allah bilir.” (Bakara, 2/216) buyrulmuştur.

Gerek eski nesil, gerekse günümüz insanı, kaynağını dinden, tecrübeden ve gelenekten alan bir inanışla hep şöyle demişlerdir:

“Her şeyde bir hayır, her işte bir hikmet vardır!”
“Hayırlı ise geri, hayırsız ise beri olsun!”
 “Allah hayırlısını nasip etsin!

“Yılancı ve Hırsız” öyküsünde Mevlânâ bütün bunları ne kadar güzel anlatmış… 
 
Yılancı ve Hırsız 

Hırsızın biri yılancının birinden bir yılan çalmış. Ahmaklığından, çaldığı yılanı bir ganimet sanıyormuş. Fakat bir süre sonra yılan hırsızı sokmuş ve onu acı içinde öldürmüş.  

Yılanı kaybeden kişi, deliler gibi günlerce yılanını aramış, uzun uzun dualar etmiş, bulamadığı için son derece üzülmüş… Fakat sonunda yılanını ararken, onun bir adamı sokup öldürdüğünü görmüş ve şöyle demiş:

“Yılanı kaybettiğime çok üzülmüştüm. Onu bulmak için can atıyordum, dua edip duruyordum. Şükürler olsun ki duam kabul edilmedi, yoksa olan bana olurdu, yılan beni sokup öldürürdü…”

Mevlânâ bu hikâye ile ilgili şöyle der:

“Nice dualar vardır ki, eğer kabul edilirse, aslında insana zarar verecektir. Yüce Allah bazı duaları, dua eden kişiye zarar vereceği için yüceliğinden dolayı kabul etmez.”

Bilge ve salih kişiler şöyle demişlerdir:

“Hikmetinden sual olmaz! Her işte, her şeyde bir hayır vardır!”

Bizler bu sözleri ve yukarıdaki hikâyeyi kulağımıza küpe yapmalı, unutmamalıyız!

“Yılancı ve Hırsız” öyküsü üzerinde derin düşünürsek, kabul edilmeyen bazı dualarımız sebebiyle bundan böyle üzülmeyiz sanırım…

 Kabul edilmedi, demek ki benim için böylesi hayırlıderiz…

Yarın başına ne geleceğini, nerede nasıl öleceğini bilemeyen insan, hangi duanın da kendisi için hayırlı, hangisinin ise hayırsız olacağını elbette bilemez!

Öyleyse…

Duam kabul olmadı diye üzülmek ve sızlanmak yok!

Şems-i Tebrizi’nin dediği gibi: “Duamızı kabul eder verirse lütfu keremidir, kabul etmez vermezse imtihanıdır!” demek en iyisi…

Sığacık’tan Kemal isimli arkadaşım anlattı:

“Almanya’da yaşayan bazı dostlarımı Seferihisar’da misafir etmiş, bir hafta sonra da bu kez onlar beni Afyon’da Termal Otel de ağırlamak istemişlerdi.  Öteden beri termal suyu olan böyle bir yerde tatil yapmayı, dinlenmeyi de çok istiyordum. Fakat nasıl olduysa içime gitmemem doğrultusunda bir his geldi… Bu tatilin benim için hayırlı olmayacağı kanaati ağır basınca, kendilerine telefonla, “gelmem hayırlı değil” diye mesaj attım. Gitmedim.  Ertesi günü bu üç arkadaş, Afyonda büyük bir trafik kazası geçirmişler, arabaları kullanılmaz hâle gelmiş ve her üçü de hastaneye kaldırılmışlar… Gitseydim, aynı arabada o kazayı muhtemelen ben de yaşayacaktım. Demek ki gitmemem, benim için daha hayırlı imiş…”

Ama her zaman neyin hayırlı, neyin hayırsız olabileceğini bilmek mümkün değil!  Herkes Kemal de değil! Yarın başımıza nelerin geleceğini bilemeyeceğimiz gibi, nelerin bizim için hayırlı, nelerin de hayırsız olacağını bilme imkânımız da pek yok… Çok istediğimiz şeyler, bazen aleyhimize, istemediğimiz bazı şeyler ise, lehimize olabiliyor…  İlham, sezgi, içe doğma, malum olma, her zaman herkese de nasip olmuyor…

Bazen gerçekleşmeyen projelerimiz, kazanamadığımız sınavlar, olmasını çok istediğimiz evlilikler, atanamadığımız makamlar ve kabul görmeyen dualarımız olabilir…

Her istediğimiz şey gerçekleşmez ki! Ve bu nedenle günler, geceler boyu boynumuzu büker üzülürüz… “Yine olmadı, Allah duamı kabul etmedi!” deriz.

Aradan aylar, yıllar geçer… Hayata geçiremediğimiz projelerimiz, başaramadığımız sınavlarımız, kabul olmayan dualarımız, gerçekleşmeyen hülyalarımız, atanamadığımız görevler, reddedilen iş görüşmeleri için yine Rabbimize el açar ve bütün bunların, geçmişte gerçekleşmemesinden dolayı başlarız Rabbimize şükretmeye, dualar etmeye…
Rabbim! Ne büyüksün, ne kadar büyüksün, çok istemiştim ama iyi ki olmadı, iyi ki gerçekleşmedi!” deriz.

Yok mu, hayatımızda böyle bir anı?

İyice düşünün, mutlaka bulacaksınız!
İnsanın gücü ve zaafı…
İnsanın güçlü yanları da var zayıf yanları da…
Neyin hayırlı neyin hayırsız olduğunu bilememe, zayıf yanlarımızdan…
Ama bazı dualarımızın kabul olmaması, belki de bizim lehimize…

Onun için, her şeyin hayırlısını isteyelim; gerçekleşmeyen bazı dualarımız için de, “Vardır bunda da bir hayır!” diyelim…

                                         
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.