Önce şu güzel Cemil Meriç sözüyle bir güzel giriş yapalım:

 

"Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını “yaşanmaz”laştıranlardır.”

Aslında bitti anlatmak istediklerim ama ben yine de içimden konuşmalara devam edeyim.

İnsan hangi ana-babadan doğacağını seçemiyor. Ama doğduktan sonra anne ve babasına sevgi-saygı göstermek, onların ayaklarının altında saklı duran cenneti kazanmak için de elinde geleni yapması gerekiyor. Annesini sevmeyen bir evlattan bahsetsem canınız sıkılır değil mi? “Yahu ben mi seçtim babamı!” diyen birisi de köteği hak eden grubuna girer.

Anne ve baba bu kadar saygıya, sevgiye layık anlayacağınız. Yüzlerine gülümsemek, yüzlerine muhabbetle bakmak bile ibadet. Üstelik bu ikisi sadece bize ait… Yani “Bizim ev”in sevilecekleri arasında geliyor. Onların yoklukları acı, onların yokluları keder ve yokluk… Yetim, diyorlar onsuz kalana, öksüz diyorlar. Onlarsız kalan yetimin, öksüzün başlarını okşayana bile sevap veriyor Rabbimiz..

Peki, yalnızca bizim değil, tüm anne babaların, tüm evlatların, tüm yetim ve öksüzlerin yaşadığı toprak parçasına karşı olan hislere ne demeli?

Hani adına vatan dediğimiz, esen rüzgâr ile dalgalanan bayrağı altında, ezan ve Kur’an’ı yanında yaşadığımız toprak dilimine olan sevdaya ne demeli?

Vatan sevgisi imandadır, sözünü ilk duyduğumda şöyle bir afallamıştım. Bu sözün içine girip bu sözü zihnimin odalarında dolaştırdıktan sonra dışarıya sesli bir şekilde; vallahi öyle! demekten de kendimi alamamıştım.

Kafamı kaldırıp sınır komşularımıza baktığımda gözlerim dolar hep. Parçalanmış bedenleri, evlerin enkazı altında kalmış bebeleri, anne ve yavrularını gördüğümde içim dolar… Bakamam çoğu resimlere, dillendiremem durduk yere. Ama içimin yangınını dışarı bırakmazsam da beni daha çok yakar.

İşte bu kötü tablonun sebebi, eksiği ise vatansız kalmaları. Vatanlarının kıymetini mi bilemediler, oyunlara mı geldiler bilemiyorum ama hep içimizi yakar, dualarımızdaki yakarmalarla kendimizi teskin etmeye çalışırız.

Suriye, Irak, Libya, Afganistan…

Daha sayayım mı?

Hepsi de Müslüman bu saydığım ülkelerin. Ölen, sınır dışı dilen halkların hepsi de Müslüman. Sınır dışı edilince ne mi oluyorlar? Organ mafyalarının ve ahlak tacizcilerinin eline düşüyorlar.

Ağlayalım mı?

Zaten başka da bir şey gelmiyor değil mi elimizden?

Evet, bir de içli içli dua ediyorduk. Unutmazsak o da.

Ama bir şey daha yapabiliriz!

Şaşırdık mı?

Bu iyi. Sıkı durun şimdi;

Suriye için, Irak, Libya, Afganistan için, onların kurtuluşu için bir şey yapabiliriz.

Cevabı beklediğinizi biliyorum. Sabırsızlandığınız biliyorum..

Zor olmasın ama, dediğinizi biliyorum.

Zor değil, hiç de zor değil…

Cevap veriyorum:

Vatanının çok sev…

Bayrağını, toprağını, Kitabını, maddi ve manevi değerlerini çok sev…

Çok sev kurban olduğum!

Annen için, baban için, çoluk çocuğun, ümmet coğrafyasının yetimleri için vatanını çok sev.

Onu severken sakın ha “ama!” deme. “fakat” deme, başka bir cümle daha kullanma, söyleme, söyleme…

Çünkü: Vatan, amasız sevilecek en güzel yâr…

Çünkü vatan, yedeği olmayan en önemli uzuv, organ; can yahu can…

Onsuz ölürüz. Onsuz dünyada cehennemi yaşarız.

Çünkü onsuz olamayız, kalamayız.

Dualarımızın ilki olsun o, sevmelerimizin birincisi olsun, değerlerimizin tartışılmazı olsun, bir kenara koyduğumuz gözdemiz olsun.

Onun yedeği yok. Onun alternatifi yok.

Öleceksek de, yaşayacaksak da bu, onun içinde olacak.

Üç günlük gezmeye gittiğimizde evimizi özlüyoruz, yatağımızı, pijamalarımı bile…

Yahu vatansız kaldık mı özlemlerimizi susturacak bir icat daha edilmedi, bulunmadı, yapılmadı…

Yerli ol, milli ol. Asla yabancı olma! Yabancısı olma onun, yabacı gibi görme.

Dışarıdan bakma ona. Gözünün kenarıyla bakma.

Benim, de ona. Bizim, de…

Biz olmayınca ümmetin yetimleri hep ağlayacak, bizi bekleyen bakışlar yerde kalacak diye düşün. Umudun bekçisi ol.

Onun üzerine asla pazarlık yapma.

Kendini sevmek, yârini sevmek, anne ve babayı sevmek…

Vallahi tüm sevmeler onun içinde yaşıyor.

Tüm sevdiklerin için vatanını çok sev. İbadet gibi, aşk ile..

Irkçılık değil bu, şovenizm değil. Allah’ın sana hediyesi, emaneti.

Emanetine sahip çık. Dilinin ucuyla, elinin ucuyla değil; yüreğinin kollarıyla sahip çık…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.