Yeryüzünün imarıyla görevlendirilen insan, bu görevin kurallarını ve başarı şartlarını Yüce Allah cc)’ın hitabından ve peygamberinin uygulamasından doğumla başlayıp ölümle biten süreçte öğrenmelidir. Bilgi davranışlara yansıyarak süreklilik arz etmeli; kişiyi geliştirmeli ve olgunlaştırmalıdır.

 Varlık âleminin sahibi olan Allah (cc), kâinata merhamet nazarıyla bakar; mevcudatın varlık sahnesine çıkması ve hayatiyetini sürdürmesi sonsuz ilahi rahmetin tecellisidir. Yarattığını unutmayan Allah, onu başıboş da bırakmamıştır. Hz. Peygamber (sav), insanlığa Allah’ı tanıyabilmek için Kur’an okumayı ve kâinata ibret nazarıyla bakmayı, muhtaç olduğu hayat düsturlarını öğretmek için görevlendirilmiştir.

Kur’an, Allah Teâlâ’nın azamet ve kudretinin, merhamet ve esirgemesinin… tecellisini görmeyi kolaylaştıran ilmi araştırmalara değer vermiş; bilenlerin bilmeyenlere üstünlüğünü; aydınlığın karanlığa; görenin görmeyene, ölünün diriye üstünlüğüne benzeterek. ilim tahsiline teşvik etmiş, bilginin yüceliğine ve erdemine atıfta bulunmuştur.

Bireysel olarak her ferdin, ergenlik çağına kadar sorumluluktan muaf tutulmuş olması; hayat süresince bilginin ve imanın ışığında gerçekleştireceği görevler için Kur’an ile eğitilmesine ve onu yaşam tarzı haline getirmesine fırsat vermek içindir. Bu sebeple insan eğitiminin temeli Kur’an olmalıdır. Kur’an’ın ruhundan uzak kalınan her an büyük bir kaybın ve hüsranın habercisi olarak değerlendirilmelidir.

Kur’an, Yüce Allah’ın şefkat ve merhametinin tecellisiyle insanları karanlıklardan aydınlığa; her şeye galip ve övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna çıkaran kitap, öğüt, gönüllere şifa ve müminlere hidayet kaynağı olabilmesi, öğüt alma maksadına dönük ve aklıselimlin öncülüğünde ayetlerin düşünülmesiyle  mümkündür.
Kur’an’dan bir harf okuyana, onu kekeleyerek, zorlukla da olsa ve gereği gibi okuyana farklı tezahürlerle mükâfat vaat edilmiş; kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimsenin harap eve benzetilmiş olması, Kur’an eksenli yaşamın egemen kılınmasının zaruretini göstermektedir.

Hadiste; gece gündüz Kur’an’la meşgul olan kimsenin bu halinin imrenilecek bir durum olduğuna ve Kur’an okumanın üstünlüğüne dair birçok rivayet; Kur’an okumayı bazı zamanlara hapsetmeden ve üstünkörülükten kurtararak sürekli onunla meşgul olmanın doğal beşeri ihtiyaç olduğuna işaret etmektedir.

Allah’a ve onu elçisine itaat etmek gerektiğini, peygambere itaatin Allah’a itaatle eşdeğer olduğunu, Allah sevgisinin dışa vurumunun, peygamberin hayatına uymakla mümkün olacağını ifade eden ayetler; Kur’an’ın ve Hz. Peygamber (sav)’in hayatının öğrenilerek yaşam tarzı haline dönüştürülmesini mecburi kılmaktadır.

Görülüyor ki, Kur’an ve sünnet dünya ve ahiret mutluluğu için bireysel ve toplumsal hayatta sıkı düzeni öngörmektedir. Ebeveynin çocuklarına bırakması gereken en değerli mirasın; onları topluma faydalı fertler olarak yetiştirmeleri ilkesi gereğince, anne babaların Allah’ı ve Resulünü çocuklarına tanıtıp sevdirmek gibi ulvi bir görevleri vardır.

Bu görevin ihmal edilmesi içtimai hayatta şikâyet konusu olan birçok meselenin zuhuruna sebep olmaktadır.
Ülkemizde Yaz Kur’an Kursları, aslında ebeveynin bu alandaki açığını kapatmak için geliştirilmiş bir çözümdür. Çocukları bu dokuz haftalık dönemde camilerde Kur’an Kurslarında bir araya gelerek başta Allah ve Resulünün sevgisi olmak üzere kardeşlik ahlakını ve hukukunu, yeme içme oturup kalkma, girip çıkma, oynayıp eğlenme, sevip sayma ve sevinip üzülmeyi… sadakat doğruluk ve erdemliliği… iman ve ibadetlerle bunların sebep ve hikmetlerini, güzel ahlak ve terbiyeyi, takvanın; Allah’a ve birlikte yaşadığımız insanlar karşı sorumluluklarımızı yerine getirmekle gerçekleşebileceğini öğrenmeleri amaçlanmaktadır. Dualarda buluşmak dileğiyle…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol