Ateizm, Deizm, Teizm ve Tevhit Ali BOZKURT alibozkurt.02@hotmail.com18 Şubat 2012 Cumartesi 10:41
Allah’ın varlığını kabul etmeyen ve yok olduğunu savunan, bir ilk yaratıcı bulunduğuna inanmayan ve tanrının yokluğunu ispat etmeye çalışan akıma Ateizm (ilhadiye/dehriye), bu görüşleri savunan kişiye ise ateist (mülhit/dehri) denir.
Allah’ın varlığını ve evrenin Allah tarafından yaratıldığını kabul ettiği halde, Allah’ın vahiy ve peygamber göndermediğini savunan görüşe ise Deizm (Yaradancılık), bu görüşü savunan kişiye ise deist (Yaradancı) denir. Bunlara göre, bir yaratıcı vardır; ancak bu yaratıcı, insanların işine karışmaz; onlara din göndermez.
Bu iki tanıma dikkat edildiğinde, yeryüzünde ateist olduğunu söyleyen çoğu kişinin aslında deist olduğu görülmektedir.
Ateizm de, Deizm de insanı küfre götürür; çünkü ikisinde de inkâr vardır. Ateizm, Allah’ı inkâr eder; Deizm ise Allah’ı inkâr etmemekle birlikte, Allah’ın peygamber gönderip onlara vahiy inzal ettiğini kabul etmez.
Evreni yaratan bir yaratıcı bulunduğunu ve bu yaratıcının eşi, ortağı bulunmadığını savunan felsefi görüşe Teizm (tanrıcılık/el-ilahiye), bu görüşü savunanlara ise teist denir.
Deizm ile Teizm arasındaki en bariz fark şudur:
Deizm, Tanrı’nın evreni yarattığını, ancak evrenin işleyişine karışmadığını ve peygamber göndermediğini; Teizm ise Tanrı’nın evreni yarattığını ve evrenin işleyişini devam ettirdiğini savunur. Ayrıca prensip olarak vahiy göndermiş olacağına da itiraz etmez.
Teizm, Tanrı’nın evreni yarattığını, evrenin işleyişini sürdürdüğünü kabul eden ve vahiy göndermiş olabileceğine de itiraz etmeyen özelliğiyle, İslamiyet’teki tevhit anlayışına benzer. Ancak Teizm, felsefi bir akım olduğu için, kendisini belli bir dinin sınırları içinde görmez.
Tevhit, Allah’ı zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir olarak kabul etmektir. Ancak İslamiyet’teki tevhit anlayışı, imanın altı şartının bir özeti olarak görüldüğü için, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in son peygamber olma inancıyla birlikte mütalaa edilir. Bilindiği gibi kelime-i tevhit şöyledir: “la ilahe illallah Muhammedun Resulullah. (Allah’tan başka tanrı yoktur, Hz. Muhammed, Allah’ın resulüdür.)” İslam filozoflarının teistik bakış açılarını sözümüzün dışında tutacak olursak, Teizm ile tevhit arasındaki temel fark budur.
Allah, varlığı zatının kesin gereği (muktezası) olan vacip, yüce/aşkın/müteal, ezeli ve ebedi olan yegâne yaratıcıdır.
İslam bilginleri Allah’ın varlığını ve birliğini bir takım akli delillerle ispat etmişlerdir. Bunlardan bir kısmı aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
*İnsanlar, doğuştan ve yaratılışları gereği, yani fıtri olarak Allah inancına sahiptirler. Tarih boyunca insan toplulukları hiçbir zorlama olmadan doğal olarak Allah’ın varlığını anlamış ve kabul etmişlerdir. Sırf inat olsun diye Tanrıya inanmadıklarını söyleyenler bile mahiyetini bilmedikleri olağanüstü bir gücün varlığından bahsetmişlerdir. İnsanoğlunda var olan tabii Allah inancı, bir yaratıcının mevcudiyetine işaret eden en önemli delillerdendir.
*Dikkat ettiğimizde, bu âlemdeki varlıkların sonradan yaratıldıklarını aklımızla anlarız. İlmen tespit edilmiştir ki; bir varlığı, bir başka varlığın sebebi olarak gösterip bu mantıkla her şeyi geçmişe doğru sonu olmayan sebepler halkasıyla izah etmek yanlıştır. Bir başka ifadeyle, teselsül batıldır. Çünkü ne kadar geriye gidersek gidelim bir ilk sebebe ihtiyaç duyulacaktır. İşte bu ilk sebep, yegâne yaratıcı olan Allah’tan başkası değildir.
*Bu âlemdeki her şey sonradan var olduğuna göre, hemen anlarız ki; bütün varlıklar nasıl meydana gelmişlerse, varlık âlemine hiç çıkmamaları da mümkündü. Ezelden beri var olmayan şeylerin, bir gün gelip de var olmaları zorunlu olamaz. O halde onların varlığını yokluğuna tercih eden bir yaratıcıya ihtiyaç vardır. İşte o yaratıcı ezelî olan Allah’tır.
*Kendimize, çevremize, dünyaya ve evrene baktığımızda büyük bir nizam ve intizam görürüz. Gördüğümüz eşsiz düzen ve ahengin bir takım tesadüfler sonucunda meydana gelmiş olması kesinlikle mümkün değildir. O halde bütün bu nizam ve intizamı bilerek yaratan bir güce ihtiyaç vardır. İşte o eşsiz güç, Allah’tır.
Sadece bu maddedeki ana fikri detaylarıyla izah etmek için yüzlerce kitap yazılmıştır. Biz sadece bir örnek verelim:
Düzenli olayların bir tesadüf eseri olarak art arda sıralanmaları çok zordur. Art arda gelen düzenli olayların sayısı arttıkça, bu iş zor olmaktan çıkıp imkânsızlaşır. Birbirini destekleyen on tesadüfün peş peşe gelmesinin on milyarda bir ihtimal olduğu hesaplanmıştır. Bundan sonraki her ihtimal için, bir sıfır daha eklemek gerekir. Oysa evrenin ve evrendeki varlıkların mevcut düzenleriyle var olmaları için milyonlarca hatta trilyonlarca tesadüfün düzenli olarak art arda sıralanması gerekir. Bunun gerçekleşme ihtimalinin matematik dilindeki ifadesi ise sıfırdır. O halde söylenecek son söz kelime-i tevhittir:
-“La ilahe illallah Muhammedun Resulullah. (Allah’tan başka tanrı yoktur, Hz. Muhammed, Allah’ın resulüdür.)”
Köşe Yazısı Yorumları Yorum EkleYaşar Bey, Allah vacibul vücuttur, yani varlğı zorunlu, ezeli ve ebedidir. Bunun dışındki bir durum, İlah olmakla bağdşmaz. Alemin bir var eddiciye ihtiacı vardır, Allah yegane yatıcıdır. Ali Bozkurt - 2012-02-22 17:28:45Haklısınız Yaşar bey! Bu alem kendiliğinden var olmaz, yaratılmıştır; yaratılmış olmasının en büyük akli delili ise değişiyor olmasıdır, çünkü her değişiklik yeni bir yaratılıştır. Ali Bozkurt - 2012-02-22 16:02:34Tamam bütün inançları bir kenara bırakalım.Diyorum ki insanlar,bu dünya,uzay ve tüm gezegenler kendi kendine oluşmaz.Peki bu kadar evreni yaratabilen tanrı kendi kendine mi oluştu?Onu da yaratan yok mu? Yaşar Gümüşlü - 2012-02-22 13:03:11