Yazı dizimizin ilk iki yazısında ülkemizde din eğitiminin tarihçesinden ve diyanetin açacağı anaokullarına duyulan ihtiyacın büyüklüğünden kısaca bahsetmiştik.
Bu yazımızda anaokullarında dini eğitim gerçeğinden ve ailelerin bu okulları tercih etme nedenlerinden bahsedeceğiz.
Ülkemizde anaokulları gerçeği;
Bilindiği üzere ülkemizde anaokulu eğitimi ilköğretim okullarında var olan anasınıfları/ a.okulları ya da özel anaokulları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Birincisini meb müfettişleri denetlerken diğerlerini kuruluş şekline göre bulundukları şehirlerde meb veya sosyal hizmetler kurumu denetlemektedir. İster özel ister resmi olsun bu okullarda çocuk gelişimi veya sosyal hizmetler bölümünden mezun olanlar görev alabilmekte ( resmi olarak) ve müfredatlarında dini eğitim bulunmamaktadır. Özel kreşler-anaokulları amaçlarından bahsederken “ Milli ve manevi değerlerine bağlı bireyler yetiştirmek” istediklerini söyleyerek zımnen de olsa dini eğitim verdiklerini velilerine işaret ederler.
Müfredatta olmayan bu eğitim anne babaların yoğun talebi nedeniyle bugün özel okulların anasınıfları da dâhil olmak üzere pek çok anaokulunda verilmektedir. Bunun yanı sıra resmi olmayan pek çok anaokulu da özelde bu amaçla kurularak dini eğitim ağırlıklı dersler yapmakta hatta bu tarz gayri resmi kreşlerin sayısı resmi olanları bazı şehirlerde de geçmektedir.
Aileler neden anaokulunda dini eğitim istemektedir;
Tüm bunlar ebeveynlerin çocuklarını dini en güzel şekilde öğreterek büyütmek istemelerinin doğal bir tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır. Batıda tüm olumsuz propagandalara rağmen insanların kalplerindeki susamışlığı giderecek tek çare olan İslam dini hızla yükselen bir değer haline gelirken ülkemizde de insanlar iman ettikleri dinleri hakkında daha bilgili olmak istemekte, çocuklarını kendilerinin sahip olduğundan daha donanımlı bir şekilde hayata hazırlamak için uğraşmaktadırlar.
Arz talep dengesini aileler lehine tutturabilen pek çok cemaat, vakıf, dernek ve kuruluş gerek müntesiplerinin sayısını artırmak ve doğru bildiğini anlatıp aktararak örnek bir nesil oluşturmak gayretiyle gerekse ticari kaygılarla bu işin içine girmektedir.
Verilen eğitimin kalitesi ve denetimi;
Aileler için alternatiflerin çoğalması bir avantaj gibi görünse de verilen dini eğitimin hiçbir şekilde denetlenemiyor oluşu çoğu ailenin farkında olmadığı ciddi bir sıkıntıdır aslında. Resmi ya da gayri resmi bu kurumların çoğunda çalışanlar ya imam hatip lisesi mezunu kızlarımız yahut alaylı usulüyle bu işin içinde yetişmiş birkaç kreşte çalışarak tecrübe kazanmış bayanlar olmaktadır. Toplumun daha elit kesimlerine hitap etme kaygısı taşıyan, prestije önem veren kimi anaokullarında ise az sayıda da olsa ilahiyat fakültelerinden mezun olup farklı sebeplerle ( ki çoğu başörtüsü problemi nedeniyle devlette çalışamayan) resmi kurumlarda çalış(a) mayan kardeşlerimiz çalışmaktadır.
Özel kreşlerde verilen dini eğitimin olumsuz yönleri;
√ Kreşlerde/ anaokullarında dini eğitim veren arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin büyük çoğunluğu diğer öğretmenlerin aksine hiçbir sosyal güvenceye sahip olmadan çok cüz’i maaşlar karşılığında bu işi yapmakta yorumlarda da belirtildiği üzere “ Zaten başka yerde çalışamazsın, verdiğimi kabul etmek zorundasın.” Mantığı ile sık sık ezilmektedirler. Takdir edersiniz ki bir birey yaptığı işi ne kadar severse sevsin olumsuz çalışma şartlarından etkilenmekten kendini tam olarak koruyamaz ve bu durum eğitim verilen çocuklara da yansır.
√ Velilerin küçük müdahaleleri dışında denetlenemeyen bu eğitim formal yönden eksiklikler barındırmaktadır. Çünkü çocuklara verilen dini eğitim her ne kadar çok basit bir düzeyde algılansa da çocukların seviyesine inip onların ruh dünyalarına hitap etmek, dikkatlerini çekebilmek, dersi oyunla öğretmek, çocuğu din eğitiminde cezalandırmamak gibi çoğu husus göz ardı edilmektedir. Hâlbuki çocuğun şahsiyetinin temellerinin atıldığı bu dönemde atılacak yanlış adımlar çocuğun dini bir bilgiyi eksik öğrenmesinden ziyade dinden uzaklaşmasına sebep olmaktadır.
√ Ücretlerinin daha düşük olması sebebiyle bir kısım ailelerin tercih ettiği g. resmi anaokullarında yemek, servis gibi çocukların temel ihtiyaçları hakkıyla karşılanmamakta, bunun yanında binalar çocuklara eğitim vermeye de çoğu zaman uygun olmamaktadır.
√ Diğer anaokullarına karşı rekabet içinde olan bu kurumlar daha iyi olduklarını göstermek için duygudan çok bilgi ağırlıklı bir eğitim metodu takip etmektedir. Uygulanan yanlış metotlar nedeniyle özellikle cüz ve Kuran eğitimi bazı çocuklar için bu eğitim döneminden sonra “Sıkıcı bir uğraş olarak” tarif edilmektedir.
Oysaki bu dönem çocuğuna dini eğitim verilirken dinin duygu yönü ön plana çıkartılmalı, çocuğun sorularına onu tatmin edecek cevaplar vermek hedeflenmeli, ödül ve teşvik kullanılırken ceza kullanılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki bu yaş çocuğu ne sure ezberlemekle ne namaz kılmakla mükelleftir. Çocuğun kapasitesine göre istediği ve öğrenebildiği kadarı kabul edilmelidir.
Sonuç olarak;
Burada bahsettiğimiz riskler gözlem ve tecrübelerimizden ancak aklımıza ilk gelenlerdir. Yazının uzaması endişesi ile yazamadığımız daha birçok nokta vardır. Güzel hedeflerle ve iyi niyetlerle yola çıkan bu kurumlar kalifiye eleman eksikliğinden ve piyasadaki genel çalışma şartlarını kabul etme tembelliği ile daha kaliteli olabilecek bu eğitimi kimi zaman çocuklar için zararlı bir hale getirebilmektedirler.
Bizim bunları yazmaktaki amacımız özel anaokullarını karalamak yahut ticari kazançlarına engel olmak değil bilakis Diyanet İşleri’nin bu meseleye dâhil olması ile hem verilen eğitimin denetlenebilmesini, hem ihtiyaç duyulan kalifiye öğretmenlerin başkanlık kanalıyla yetiştirilmesini hem de D.İ.B.’in açacağı anaokullarının örnekliği ile kalitenin arttırılmasını sağlamaktır.
Böylece aileler tercih yaparken daha güvenilir kıstaslara başvurarak, daha emin bir şekilde çocuklarını teslim edebilecekler ve kaliteli olan kurumlar da bu kalitelerini ispatlamış olacaklardır.
Köşe Yazısı Yorumları Yorum Ekleson bir yılda başkanlık pek çok problemi halletti eminim önümüzdeki süreçte yıllardır çözülemeyen daha bir çok problem de çözülecek.
meseleye ben atanayım, ben çalışaym bencilliğinden kurtulup bakmalıyız. bu proje bugunun değil geleceğimizin projesi.üstelik bu proje iyi planlandıgında hem yeni istihdam alanı acacak hem de kendini bütçe olarak rahatlıkla çevirebilecek bir proje... asiye yerebatmaz - 2012-02-11 09:34:49Şu anda toplamıyor musunuz? Hizmet sadece, Kur'an öğretmek veya namaz kıldırmakla mı olur? Gerekirse o da yapılır. önemli olan gelecekte güzel ahlaklı, muhafazakar bir neslin yetişmesi ise, gerisi teferruattır vesselam... Necmi Kobya - 2012-02-10 23:44:37yüreğinize ve kaleminize sağlık,din sadece bu güne değil geleceğe de hitab ettiği gerçeğini göz önüne alırsak,salih ve saliha evlatlar,dinine,milli ve manevi değerlerine bağlı evlatlar yetiştirmek hepimizin en büyük isteğidir,her anne-baba bu eğitimi verebilecek seviyede olamayabilir ama evlatlarımız bu konudaki tecrübeli ve eğitimli öğretmenlerimiz sayesinde iki dünya dengesini sağlayabilecklrdir hasan kalyoncu - 2012-02-09 14:02:06diyanet her şeyi halletti bir anaokulu kalmıştı....
9 bin alımı yapsın ondan sonra ne açıyorsa açsın....lütfen diyanet haberler olarak sizlerde bizlere yardımcı olun bakan bey iki defa açıklama yaptı malesef diyanetten çıt yok niye acaba... adsız - 2012-02-08 23:20:43Aman aman.. Diyanet böyle birşeye niyetlenirse o zaman artık sadece Cumalarda değil, artık beş vakit yardım toplarız.Asiye Hanım galiba Diyanette işlerin nasıl yürüdüğünden habersiz. Ahmedi - 2012-02-08 22:20:26