Elif Gibi Olmak Ümit ÇİMEN 31 Ocak 2012 Salı 21:33
“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol, beraberindeki tevbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın, şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür.” (Hûd Sûresi 112)
Elif’i görünce hep yüce dinimiz İslam’ın çok önem verdiği temel ahlaki prensiplerden dürüstlük gelir aklıma, konu dürüstlük olunca elif geçer zihnimden. Hele usta hattatlarımızın kaleminden çıkmışsa, onun gönül dünyasındaki tevhid inancının ruhunu hisseder insan.
Elif gibi olmak; düzgün ve dürüst olmak, mümin için çok önemli ifadeler. Kur’an Alfabesinin ilk harfinin bizim kültürümüzde farklı bir yeri vardır. Kimi zaman şiirlere konu olmuş veya çocuklarımıza isim olarak verilmiştir. Akla birçok şey gelebilir ama her şeyden önce dosdoğru olmak, güvenilir olmak, eğriliklerin karşısında elif gibi düzgün ve dik durmaktır elif gibi olmak.
Müminin günde beş defa ilahi huzura çıkıp adeta inanç enerjisi depoladığı namazında Kur’an-ı Kerim’in özeti mesabesinde olan Fatiha Suresinde Rabbinden kendisini sırat-ı müstakime (dosdoğru yola) iletmesini istemesi dürüstlük ilkesinin önemini ortaya koymaktadır. Yüce Allah’ın müminin hayatını öncelikle iman ve istikamet temeli üzerine kurmasını istediği görülmektedir. Hiç şüphesiz bir toplumda huzur, güven ve istikrar ortamının sağlanmasında fertler arasında sevgi, saygı ve kardeşlik bağlarının oluşmasında dürüstlük ilkesin yeri tartışılamaz.
Sevgili peygamberimizin sahabelerinden biri; “Ya Rasulallah bana İslamı öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim” diyor. Rasulullah (SAS): “Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol” buyuruyor. (Müslim, İman 13 IV. 65) Hz. Peygamberin cevabında dürüstlük müminin dini hayatının inşasında temel direklerden biri olarak ortaya konulmuştur.
Allah’ın son elçisi Sevgili Peygamberimizin peygamberlik görevinden önce de sonra da yaşadığı toplumda Muahmmed’ül-Emin (güvenilir Muhammed) olarak tanınması; O’na en şiddetli itirazı edenlerin bile O’nun doğruluğuna, dürüstlüğüne söz söyleyememesi, müslümana O’nu örnek almada ve sevmede nereden başlaması gerektiği konusunda ipucu veren bir durumdur.
Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerimde “emrolunduğun gibi dosdoğru ol..” (Hûd Sûresi 112) buyuruyor. Sevgili Peygamberimiz “ beni Hûd Sûresi ihtiyarlattı” buyurmuştur.
Bu ayette Rasulullah’a “beni ihtiyarlattı” dedirtecek kadar zor gelen nokta, dosdoğru olma emrinin asıl kendisiyle ilgili olan kısmından ziyade, ümmetiyle ilgili olan kısmıdır. Zira ayette “seninle beraber tevbe edenler de..” (seninle beraber dosdoğru olsun) denilmek suretiyle aynı emre muhatap oldukları belirtilmektedir. Nitekim istikamet (doğruluk dürüstlük) kadar yüksek bir makam olmadığı gibi onun kadar da zor hiçbir emir yoktur. (Hak Dini Kur’an Dili V. s.18)
Dürüstlük insanın ferdi, ailevi ve toplumsal bütün ilişkileri, mesleki ve ticari faaliyetleri, kamu görevleri velhasıl hayatın bütün alanlarını ilgilendiren ve mutlaka riayet edilmesi gereken bir erdemdir.
Gönül dünyamızı aydınlatan, kültür ve medeniyetimizin manevi mimarlarından Yunus Emre’nin dergâha yıllarca odun taşıdığı ama hiç eğri odun getirmediği anlatılır.
Zihin ve gönül dünyasını eğrilikten uzak tutanlar ve inançla besleyenler hep doğruluk üretecekler, göz ve gönül dünyasında eğriliğe yer vermeyeceklerdir. Hiç şüphesiz doğru olmayan söz, sağlam ve düzgün yapılmayan iş ve meslek, hâsılı dürüst olmayan hayat eğri odunu temsil eder.
Eğriliğin çok olduğu zaman ve zeminde düzgün durmak ve yürümek zor olsa da ve eğri gözlere batsa da neticede Allah’ın gözüne girmek (hoşnutluğunu kazanmak) mutluluğu her şeye bedeldir.
Dürüstlüğün mükâfatı da büyüktür. Cenab-ı Hakk şöyle haber veriyor dürüstlerin akıbeti için; “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.” (Ahkaf Sûresi 13)
“Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!”” (Fussilet Sûresi 30) Ziya Paşa ne güzel söylemiş:
İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah
Yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah.
Kâinatın sahibi yüce Allah’ın hoşnutluğu, dostluğu ve onun vaadettiklerinden daha önemli ve değerli bir şey olmadığına göre, dünyanın cazibesi, lezzetleri ve menfaatleri karşısında ne mutlu inanç ve ahlak çizgisinden ayrılmadan düzgün ve dürüst bir hayat yaşayanlara, elif gibi olanlara..
Köşe Yazısı Yorumları Yorum EkleArif N.ASYA'nın dediğigibi:"BOYASINA GÜVENEN HALILAR,GÜNEŞTEN KORKMAZ"...Yıllar sonra da olsa görmek ne güzel!Hayırlı hizmetlerinizde başarılar temennisiyle selam ve sevgiler Ahmet y.çakmak - 2012-02-21 18:56:37İşte asıl mes'ele bu. Elif (Emredilen) gibi dosdoğru olabilmek...Mevlam hepimizin yardımcısı olsun... Kaleminize, gönlünüze sağlık değerli hocam... Mustafa YILDIRIM - 2012-02-19 23:34:19lime tegulüüne maa laa tef'alüüün....aaahh.ahhh... mustafa - 2012-02-16 21:16:21Sayın hocam kaleminize sağlık.Allah razı olsun m.beyazlı - 2012-02-02 00:08:37