Seviye Belirleme ve Yeterlik Kitabını Hediye Ediyoruz!!!
Diyanet Haberler
GÜVENLİK SİSTEMLERİ
Son Dakika
İmama Cehalet Yakışmaz! Binlerce memuru rahatlatacak düzenlemede ışık göründü Başörtülü karaktere dizilerde yer yok İmamların Dikkat Etmesi Gereken Hususlar Bünyamin TURGUT'u Tanıyalım Yazmak, şifa getirir! ATM'ler eksik para veriyor Kamu kurumlarında kaç memur çalışıyor? Bandırma'da Camiler Engelsizleşiyor Kamer Genç yine ipin ucunu kaçırdı.
İmama Cehalet Yakışmaz!
 
Binlerce memuru rahatlatacak düzenlemede ışık göründü
 
2012 Yılı Yaz Kuran Kursları Uygulama Esasları Belli Oldu
 
Fahirilere Bir Müjdeli Haber Daha!
Gültekin AVCI
 
İlker Başbuğ ve sızma
Gültekin AVCI
gavci@bugun.com.tr
22 Şubat 2012 Çarşamba 07:02
Facebook
Google
Twitter
Yazdır
Savcı Cihan Kansız ne diyor?

"Soruşturmalar kapsamında elde edilen bilgiler Ergenekon Silahlı Terör Örgütü'nün devletin birçok kurumuna sızdığını göstermiştir. Örgüt mensuplarının sızdığı devlet kurumlarından birisi de Türk Silahlı Kuvvetleri'dir."

Ben, Ergenekon'un 60'lı yılların sonlarında TSK içinde kurulduğunu ve serpilerek genişlediğini savunuyorum.

Savcılar, Ergenekon'un TSK gibi pek çok kamu kurumuna sızdığı çizgisinden gidiyorlar.

Bu yoldan gitmekte haklılar, çünkü deliller kuruluştan çok Ergenekon faaliyetlerinde yoğunlaşıyor.

Benimki daha çok mesleki ve istihbari analize dayanıyor.

Ama hukuk, eldeki deliller ışığında gitmek zorunda.

Ergenekon'un ne zaman, nerede ve nasıl kurulduğu konusu, Ergenekon'un faaliyetlerini gösteren açık delillere nazaran daha sisli bir konudur.

Bazı gazeteciler, savcının ifade ettiği "İlker Başbuğ'un TSK'ya sızması" resmine takıldılar.

"Adam Genelkurmay Başkanı nasıl sızmaymış bu"
menfezindeler.


Savcının hata yapmadığını, olayı teknik bir doğruluk içinde anlattığını göremiyorlar.

Bu sebeple hukuk dışı güncellik, sanat, edebiyat ve tarihi konuları çok yazmak istememe rağmen fırsat bulamıyorum.

İşin hakikatini anlatmak gerekiyor her defasında.

Savcıların her iddianamede tekrar ettiği sızma faaliyeti, iki şekilde gerçekleşir:


1-
Ergenekon unsurları, bizzat kurumlara sızıp kamufle olur, verilen görev zamanlarında aktifleşirler.


2-
Ergenekon, kurumlarda halen çalışan kamu görevlilerini ikna ve angaje eder.


Angaje edilen kamu görevlisi artık Ergenekon'a çalışacağından sızma bu şekilde gerçekleşmiş olur.

Savcıya göre İlker Başbuğ 2. şıktan.

Bu durum, istihbarat faaliyetinde de böyledir.

Bu sefer yukarıdaki iki şıktaki faaliyeti, istihbarat servisi kanuni bir görev olarak ifa etmiş olur.

Aradaki fark, birinin legal birinin illegal olmasıdır.

Savcılar örgüt başlangıcı ve örgüt potansiyeliyle şüpheli kişinin mevcut konumunu örgüte göre anlatmak zorundadır.


İlker Başbuğ'un konumunu da böyle anlatıyorlar, illa ki herkesin aklına yatacak bir kavram kullanma zorunlulukları yok.


Hekimlerin kullandıkları kavramları hiç anlamıyoruz ama spekülasyon yapmıyoruz.


Sorun şurada:


Hukukta kavramlar, mühendislik ve tıbbi bilimlere göre daha anlaşılır ve basit gibi görünür ama bu basitliğe aldanıp yorum yapanlar kısa sürede ters köşeye yatarlar.


Savcılar bu şekilde Ergenekon'un akademisyen, medya, bürokrasi, siyaset ve askeri ayaklarına yönelik operasyonlar yaptılar.

Ergenekon-KCK ilişkilerinin bir ayağında askeri kanat varsa bir ayağında da MİT var.

Ellerindeki deliller elverdiğince ilerleyebilen savcıların, MİT içi derin unsurları da deşifre etmesini arzu ederim.

MİT Daire Başkanı Kâşif Kozinoğlu
ve İrticayla Mücadele Planı'nı tatbik etme iddiasıyla Erzincan'da tutuklanan 3


MİT'çi düşünüldüğünde, derin yapının MİT içinde de faal olduğunu görmemiz gerekiyor.

İlker Başbuğ
iddianamesinde herkes iddianamenin farklı bir tarafından bakıyor.


Bana göre en dikkat çekici nokta şuydu:

"
...şüphelinin henüz Kara Kuvvetleri Komutanı iken halkın demokratik yollarla seçtiği AK Parti hükümetini yasa dışı yollarla devirmeyi planladığı, ancak şüpheli Ufuk Akkaya'dan çıkan belgede yer aldığı üzere de bu eylem planına uygun kadroyu Genelkurmay Başkanlığı döneminde elinde olmayan sebeplerle oluşturamadığı için hayata geçiremediği..."


Savcının bu kritik teşhisi "plana uygun kadrolar"ın tespitini ve tasfiyesini kaçınılmaz bir zorunluluk olarak önümüze koyuyor.

Konu buraya gelmişken şu konuya da temas etmek isterim.

Sızma faaliyetinde ve MİT polemiklerinde, "MİT elemanı" tabiri tartışıldı.

Eleman
dan kasıt nedir, kadrolu ajan mı, yoksa PKK'lı haber elemanları mı deniyor.


KCK eylemlerine karışan kadrolu ajanlar var mı yok mu iddianame yazılınca görürüz.

Kadrolu olmayıp da KCK içinden/terör örgütlerinden devşirilen elemanlar 2 sınıftır.

-Statik ve eylemsellik taşımayan haber kaynakları
(Muhbir olarak da bilinen gruptakilerdir. Servis, bunlardan

aldığı eylemsel bilgileri güvenlik birimlerine ilettiği sürece cezai ve hukuki sorumluluk altında kalmaz.)

-Dinamik ve operasyonel elemanlar
(Bunlarla istihbarat servisleri bir defasına temas halinde değil, istikrarlı irtibat halindedir. Servisin bilgisi veya yönlendirmesi varsa, bu elemanın eylemlerinden bilgi sahibi servis

unsurları sorumludur.)
Haberi Paylaş
Köşe Yazısı Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 
 
DİYANET'İN 2012 YILI SINAV TAKVİMİ
 
 
 
 
Yazarlar
 
Şam: Musa'nın Duasına Harunların Amin Dediği Yer
 
 
 
Dr.İhsan ŞENOCAK
 
Alıntı Yazarlar Misafir Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Fotogaleri
Videogaleri
Çok Okunanlar
Sitene Ekle | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Dinihaberler.com hiçbir resmi kurum ve kuruluşa bağlı değildir, tamamen özerk bir sitedir.
Yazılım: Haber Sitesi Kur