Seviye Belirleme ve Yeterlik Kitabını Hediye Ediyoruz!!!
Diyanet Haberler
GÜVENLİK SİSTEMLERİ
Son Dakika
Mübarek 3 aylar başlıyor İmama Cehalet Yakışmaz! Binlerce memuru rahatlatacak düzenlemede ışık göründü Başörtülü karaktere dizilerde yer yok İmamların Dikkat Etmesi Gereken Hususlar Bünyamin TURGUT'u Tanıyalım Yazmak, şifa getirir! ATM'ler eksik para veriyor Kamu kurumlarında kaç memur çalışıyor? Bandırma'da Camiler Engelsizleşiyor
İmama Cehalet Yakışmaz!
 
Binlerce memuru rahatlatacak düzenlemede ışık göründü
 
2012 Yılı Yaz Kuran Kursları Uygulama Esasları Belli Oldu
 
Fahirilere Bir Müjdeli Haber Daha!
İsa SOLMAZ
 
Mevlid Kandili'nin Düşündürdükleri...
İsa SOLMAZ
Alaca İlçe Müftüsü
1 Şubat 2012 Çarşamba 19:41
Facebook
Google
Twitter
Yazdır
Peygamberler zincirinin son halkası ve ahir zaman nebisi olan aynı zamanda âlemlere rahmet olarak gönderilen (Enbiya 107) sevgili peygamberimiz (s.a.v.)’in dünyaya teşriflerini yâd etmek, o güzel insanın ahlakını, yaşantısını ve özeliklerini tekrar yaşamak ve hayata geçirmek için Mevlid kandilini tekrar okumamız, derinliğine düşünmemiz gerekir.

Hz. Peygamber kameri aylardan Rebiul evvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi Mekke’de dünyaya geldi. Bu olay dünyada önemli gelişmeleri de beraberinde getirdi. Resulü Ekremin doğduğu gece Kisra’nın saraylarından on dört sütun yıkıldı. Mecusilerin tapındıkları ateş söndü. Sava gölü kurudu. Aslında yıkılan Kisra’nın sarayı değil, bütün İran’ın saltanat ve ihtişamı, Bizans’ın ezici kuvveti ve çinin azameti idi. Sönen ateş, Mecusilerin mabetlerinde parlayan alevler değil, bütün dünyadaki küfür ve dinsizlik ateşi idi. Kuruyan sava gölü değil, putperestliğin zulmü, zerdüştlüğün kuvveti, Hristiyanlığın tahakkümü idi. (Asrı saadet Ömer Rıza Doğrul 1/125)

Onun dünyaya geldiği dönemde insanlar yollarını şaşırmışlar, her türlü erdemlerini kaybetmişlerdi. Kadınlar eşya muamelesi görmeye başlamış, ahlak tamamen bozulmuştu. Can güvenliği, mal dokunulmazlığı kalmamıştı. Bir nevi dünyanın her bir yanında zorbalık, gasp ve soygun hüküm sürer hale gelmişti.

İşte tam da bu sırada Abdullah’ın yetimi, Amine’nin emaneti ve müminlerin lideri olan Efendimiz, (s.a.v.) Allah’ın bir lütfu olarak dünyaya geldi. Kur’an-ı Kerim’de yüce rabbimiz: “Bir müjdeci, bir şahit, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil” olarak gönderdiğini ifade ediyor (Ahzap 33/45-46)

Bir başka ayeti kerimede de “ Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler” (Sebe 28) Hz. Peygamber bir melek değildi. Ancak sıradan bir insan da değildi. İnsanlık için doğan yepyeni bir güneşti, bir lütuftu. Bunu da rabbimiz şu şekilde ifade etmektedir: “And olsun Allah müminlere kendi içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler” (Ali İmran 3/164)

O içimizden biriydi. Onun gençliği çok temiz geçti. İnsanlara hep örnek oldu. O çalıştı kazandı. Elinin emeğini yedi. Ticaretle meşgul oldu. Etrafına güven telkin etti. Ona düşman olanlar dahi “Muhammüd-ül Emin” demekten kendilerini alamadılar.

O son ilahi kitabı Kur’an-ı Kerimi insanlara tebliğ etmiş, dinin hükümlerini sözlü ve uygulamalı olarak açıklamıştır. “Rabbinin kitabından sana vahyedilenleri (insanlara) oku” (Ankebut 25/149) ayeti kerimesine uygun olarak kendine vahyedileni okumuş ve anlatmıştır. Bunu yaparken de “Rabbinin yoluna (insanları) hikmetle ve güzel öğütle çağır” (Nahl 16/125) emrine uyarak insanlara güzel öğütle tebliğini yapmıştır.

Peygamberimiz insanları tevhide çağırmış şirk, isyan ve inkârdan kurtarmaya çalışırken de yine üslubunda ve davranışlarında kırıcı olmamıştır. “And olsun ki Allah’ın elçisinde sizin için Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzap 33/21) ayeti kerimesinde ki manaya uygun olarak güzel bir örneklik sergilemiştir.

Dikkat edilirse efendimiz (s.a.v.) Rebiul evvel ayında teşrif etmişlerdir. Rebi Arapçada ilkbahar demektir. Nasıl ki güz döneminde ağaçlar yapraklarını döker otlar kurur ve kış mevsimini müteakip ilkbaharla yeniden canlanıp dirildiği gibi insanlıkta Allah’ın lütfu ile efendimizle birlikte yeniden canlanmış ve dirilmiştir.

Biz de bu Mevlid kandili dolayısıyla Allah’a ve onun resulüne bağlılığımızı tazeleme saadet ve şerefine nail olalım. “Deki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarını bağışlasın Allah çok merhametli ve bağışlayıcıdır.”(Ali İmran 3/31) ayeti kerimesinde de ifadesini bulan sevgi kaynağına bağlanmalı o büyük şerefe ulaşmalıyız. Müslümanın uğruna canını seve seve vereceği bağlılık Allaha ve resulüne olmalıdır. Allaha ve resulüne olan sevgimizi de onun emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmak suretiyle izhar edebiliriz.

Nitekim peygamber efendimiz (s.a.v.) “Sizden biriniz beni anasından-babasından, çoluk-çocuğundan ve bütün insanlardan çok sevmedikçe iman etmiş olamaz” (Buhari İman 89) buyurarak iman için sevginin şart olduğunu ifade etmiştir. Milletimiz, Anadolu insanı bu sevgisini çocuklarına Ahmet, Muhammed, Mehmet, Mahmut, Mustafa, Gül isimlerini koyarak göstermiş. Ayrıca efendimizin doğduğu geceyi kutlu gece olarak kutlayarak asırlar önce bu sevgisini izhar etmiştir.

Bizler bu kutlu günü, geceyi fırsat bilerek öncelikle kendimizi hesaba çekelim. İslam’ın olmazsa olmazlarından olan namaz, oruç, hac, zekât, sevgi, şehadet konusunda kendimizi bir gözden geçirelim. Eksiklerimiz varsa hemen onları ikmal etme yolunu seçelim.

Yine bu Mevlid Kandili dolayısıyla Cenab-ı Allah’ın, Resulüne verdiği en büyük mucize olan Kur’an-ı Kerimi okuyup sevap kazanmalı, hem de emirlerini yerine getirerek ve nehiylerinden kaçınarak dünya ve Ahiretimizi mamur etmeliyiz. Onu okurken bizzat Allah-u Teâlâ ile konuştuğumuzun bilincinde olmalıyız.

Kandil dolayısıyla Hz. Peygamberin özelliklerinden birisi olan hoşgörülü ve affedici olmamız gerekir. Bir gün bir bedevi gelmişti de mescidin bir köşesine abdestini bozmuştu. Orada bulunanlar hemen bedevinin üzerine yürüdüler. Peygamberimiz onu serbest bıraktırarak, o şahsa mescide abdest bozmanın uygun bir davranış olmadığını söylemişti. ( Buhari Edep 35)

Hz. Peygamber’in: “Müminler birbirini sevmede, birbirine merhamet etmede ve her konuda yardımlaşmada bir beden gibidirler. Zira vücudun herhangi bir organı hastalanınca diğer organları da uykusuzluk ve acıyla bundan rahatsız olur etkilenirler” (Müslim Birr 17) hadisi şerifinde de ifade ettiği üzere birliğimizi bütünlüğümüzü sevgimizi korumalı ve bundan ödün vermemeliyiz. Bu kutlu gece bize bunu hatırlatmalıdır.

Netice olarak Efendimiz Risalet dönemi boyunca zulmün yerine adaleti, inançsızlığın yerine tevhidi, düşmanlığın yerine dostluğu ve kardeşliği, ayrışmanın yerine birliği yardımlaşmayı getirmek için çalışmıştır.

Bizlerde vahyin ışığı altında Rasulullah’ın yolunun yolcusu olarak onun koyduğu ilkelere sahip çıkararak olgun bir mümin olabilmek için gayret göstermeliyiz. Adaletten, doğruluktan, yardımlaşmadan uzak kalmadan, namazımızı ikame ederek dinimizi ayakta tutalım. Allah ve Resulünün sevdiklerini severek, hoşnut olmadıklarından uzak kalarak bize emanet olarak verilen eşlerimizi, çocuklarımızı, çevremizi, dünyamızı emanete riayet bilinci ile koruduğumuz zaman; öyle zannediyorum ki Mevlid kandilini kutlamış oluruz.

Bu vesileyle Mevlid Kandilinin, ülkemiz ve tüm İslam alemi için hayırlara vesile olması dilek ve dualarımla...
Haberi Paylaş
Köşe Yazısı Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 
 
DİYANET'İN 2012 YILI SINAV TAKVİMİ
 
 
 
 
Yazarlar
 
Şam: Musa'nın Duasına Harunların Amin Dediği Yer
 
 
 
Dr.İhsan ŞENOCAK
 
Alıntı Yazarlar Misafir Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Fotogaleri
Videogaleri
Çok Okunanlar
Sitene Ekle | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Dinihaberler.com hiçbir resmi kurum ve kuruluşa bağlı değildir, tamamen özerk bir sitedir.
Yazılım: Haber Sitesi Kur