Mevlid ve İnsanlığın Dirilişi Mahmut GÜRLEN Tekirdağ İl Müftüsü4 Şubat 2012 Cumartesi 20:48
Mevlid, Arapça bir kelime olup doğum, doğmak, doğum zamanı ve mekânı anlamlarını ifade eder. Bir dünya düşünün ki güneşsiz ve aysız kalarak zindana dönmüş, insanlık da bu zindanın içerisinde ne yapacağını ve nereye gideceğini bilemez hale gelmiş. Zindanın bir tarafından kurtarıcı bir ışık beklerken, öyle bir güneş doğuyor ki; zindan cennete dönüyor. İşte bu güneş “şems-i Münir (aydınlatıcı güneş)” olan Hz. Muhammed Mustafa(sav)in nurlu veladetleridir. Ashap Hz. Peygambere “Ya Rasûlellah, dünya ve içindekiler yok iken kim vardı?” diye sual soruyorlar. O’da “Allah ve yanında benim nurum vardı” cevabını veriyorlar.
İlim Adamları Dünyanın oluşumunu Büyük Patlama ya da Big Bang olarak izah ediyorlar. Bu olayı anlatan bir film izledim. Gayet küçük eni boyu hesap edilemeyen parlak bir nokta, Allah’ın “Ol” emrine tabi olarak öyle bir hız ve ölçü ile patladı ki, saniyenin trilyonda biri kadar bir zamanda kainatın kaderi çizildi. Bu gün meydana gelen tüm olaylar o kader çizgisi üzerinde yürümektedir. Bu filmi izlerken, Efendimizin “Hiç bir şey yok iken Allah vardı ve yanında yalnızca benim nurum vardı” sözünü hatırlayarak o küçücük nurlu ışığın Hz. Peygamberin nuruna işaret ettiğini düşünüyorum. Çünkü yüce Mevlamız “Ey Habibim sen olmasaydın Cihan ve içindekileri yaratmazdım” buyurarak varlık âlemini O’nun yüzü suyu hürmetine yarattığını bildiriyor.
Efendimiz(sav) bir Hadis-i Şeriflerinde “Daha Âdem çamurla su arasında iken, ben peygamberdim” buyurmakta ve kendi ruhunun ve nurunun bütün insanların ruhlarından önce yaratıldığını beyan etmektedir. Yine Allah(cc) hadis-i kutsî de “Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi, tanınmayı sevdim, istedim de insanı yarattım(Mahlûkatı Halk’ettim)” buyuruyor. Bilinmeyi, tanınmayı murad eden Yüce yaptırıcı; Hz. Peygamberi zat-ı ilahisini insanoğluna yansıtan bir ayna olarak severek yaratmış.
Süleyman Çelebi de Mevlidinde(Vesîletü’n-Necât) “Zatıma mir'at edindim zatını, Bile yazdım adım ile adını.” beytiyle; Hz. Peygamberi Allah’ın Zâtını yansıtan bir ayna olarak yarattığına işaret ediyor. Efendimizin bir ismi de “MUSTAFA”dır. Mustafa Arap dilinde; varlıklar arasında bütün kirlerden ve paslardan süzülüp temizlenerek ortaya çıkan cevherdir. İşte Efendimizin Ruh-u Muhammedîleri bütün insanlığın ruhlarından evvel yaratılmış ve ilahi sanatkarın Kudret eliyle işlene-işlene her türlü kirlerden arındırılarak “Kemâlât(olgunluk)”ın zirvesine ulaştırılmış, Hâtem-ül-Enbiyâ, Habib-i Hûda makamına erdirilmiş ve “Ey habibim! Biz seni ancak ve ancak bütün âlemlere rahmet olarak gönderdik” ayeti ile sevgisiz, merhametsiz ve şefkatsiz kalan insanlığa rahmet ve şefkat vesilesi kılmıştır.
Mademki; İlk nûr ve son zuhûr olan Hz. Peygamber, İlahi Kudret eliyle Kemâlât mertebelerini aşa-aşa Kemâlâtın doruğuna ulaştırılmıştır. Öyle ise Eşref-i Mahlûkat ve Ahsen-i Takvim olarak yaratılan insanı Kemâle erdirecek ve aslına döndürerek, cennete girmeye layık kıvama getirecek tüm güzelliklerin örneğini, O’nun şahsiyetinde toplayarak, O’nu Kemâlât modeli olarak insanlığa takdim etmiştir. Kur’an-ı Kerimde de “Andolsun! Rasûlullâh’ta sizin için; Allâh’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allâh’ı çok çok zikredenler için, bir «üsve-i hasene» (güzel örnek) vardır.”(Ahzab, 21) buyurmuştur. Öyle ise insanı insan yapan hatta kainata sultan yapan tüm güzellikleri O’ndan alacağız. Hz. Aişe validemiz ” O’nun ahlâkı Kur’andı” mesajını verdiğine göre ve efendimiz yaşayan Kur’an olduğuna göre O’nun gibi ahlaklanmanın yolu insanı “en doğruya en güzele kılavuzlayan ” İlahi Kelâm Kur’an dan geçmektedir.
Sonuç olarak; Madem ki Hz. Peygamber “kişi sevdiği ile beraberdir” buyuruyor, öyleyse; O’nunla dost olmak , O’nun şefaatine ermek, cennette komşuluğuna ulaşmak, Allah’ın Cemalini görmek, dünya ve ahiret saadetine ermek isteyenler O’nu canlarından daha çok sevmek zorundadırlar.
“Ya Rasûlallah! Sevdim seni ben, sevmeye layık diye sevdim. Bir benzeri yok, her şeye faik diye sevdim. Allah ile birlikte ismini anar diller. Sen Rabbine, Rabbin sana âşık diye sevdim.”
Bu gün (Cumayı Cumartesiye bağlayan gece) Mevlid kandilidir. Öyleyse; Gelin bu gecede O’nun ümmeti olarak, O’nun yolundan gitmeye, sünnetini ihya etmeye, emir ve tavsiyelerini tutmaya, zulmü ve cehaleti ortadan kaldırmaya, mazlumların elinden tutmaya, zalimlerin hasmı olmaya, ilim-irfan-teknoloji ve medeniyette zirvelere çıkmaya, Vatan ve Millete, Din ve Devlete hizmet etmeye, fitne-fesat ve tefrika belasının belini kırmaya, kardeşlik şuuruna ermeye ve aslımıza dönmeye, yalan, gıybet, riya ve bencilliği, haset ve tüm kötü huyları terketmeye. İçki, kumar, uyuşturucu gibi genç nesilleri perişan eden kötü alışkanlıklardan uzaklaşmaya Ahd-ü Peyman edelim, Tevbe-i Nasûh ile günah kirlerinden arınalım. Evlerimize O’nu misafir edelim ve hanelerimizde O’nun görmek istemediği ne varsa kaldırmaya, O’nun seveceği hale getirmeye söz verelim ve Mevlid Gecesinin şuuruna erelim.
Bu vesile ile Tüm kardeşlerimin Mevlid kandillerini kutluyor, bu gecenin hepimize güzellikler, esenlikler ve mutluluklar getirmesini, tüm insanlığın hidayetine vesile olmasını Yüce Rabbimden dûa ve niyâz ediyorum.