Son bir ay içinde Zalim İsrail, Gazze’de 2000’e yakın müslümanı katletti, 10.000’e yakın müslümanı yaraladı, onbinlerce masum insanı evsiz bıraktı. Masum insanların evini başına yıkmak, zalim İsrail’in en iyi bildiği işlerden. Bu işi yaparken kaynak sıkıntısı çekmiyor, silah sıkıntısı çekmiyor, ABD gibi güçlü bir hamisi var, ona tam güveniyor. Avrupa’dan ise, “Sivillerin haklarına riayet edilmeli.” şeklinde günü kurtarmaya yönelik zayıf ve cılız sesler geliyor. İslam ülkelerinin bir kısmı kış uykusunda, bir kısmını da kimse takmıyor. 3. Dünya ülkesi sayılan Güney Amerika’dan, Afrika’dan ve Türkiye, Katar ve İran başta olmak üzere bazı İslam ülkelerinden yükselen sesler ise şimdilik kanayan vicdanın sesi olmaktan öte gitmiyor.
 
Şu konuda akl-ı selim sahibi olan herkes hem fikirdir sanırım: Eğer ABD’nin açık, AB’nin örtülü desteği olmasa İsrail bu kadar vahşileşemez, hatta hiçbir şey yapamaz. O halde ABD ve AB, İsrail’in uyguladığı soykırımın suç ortağıdır. İsrail yöneticileri ve onlara açık destek veren ABD yetkilileri savaş suçlusu olarak Lahey adalet divanında yargılanmalıdır.
 
Öte yandan Batı’nın çıkarlarını korumaktan başka bir işe yaramayan BM’lerin mevcut yapısı ya bütünü ile değişmeli yada bu yapıdan hoşnut olmayan ülkeler İslam ülkeleri ve “biz sizin barışçılık oyununuza alet olmak istemiyoruz” diye rest çekerek BM’le çalışmaktan vazgeçip kendi uluslar arası birliklerini ve güçlerini oluşturmalıdır. Zira Batı’nın esareti altında olan, 1.5 milyarlık İslam aleminden bir iki ülkenin zoraki geçici üye olduğu ve hiçbir etkinliğinin olmadığı BM’den medet umduğumuz sürece daha çok Müslüman kanı akmaya devam eder, biz de işte şu anda olduğu gibi dizlerimizi dövmeye, çaresizlik içinde kıvranmaya devam ederiz.
 
Türkiye’nin başı çektiği, merhum Erbakan Hocamızın da hep hayal ettiği İslam Ülkeleri birliğinin fiilen hayata geçebilmesi için öncelikle bu işte lokomotif rol oynayacak ülke yada ülkelerin siyasi ve ekonomik bağımsızlığını elde etmiş olması gerekiyor. Bu hususta ülkemiz Sayın Başbakanımız sayesinde bir hayli mesafe kat etmiş olsa da biraz daha zamana ihtiyaç duyulduğu görülüyor.
 
Devlet duygularla değil akılla, akıllı stratejilerle idare edilir. Bunu bilirim. Uluslar arası diplomasiyi tam olarak bildiğimi de iddia edemem. Buna rağmen, sıradan bir vatandaş olarak samimi duygu ve beklentilerimi şu sözlere dile getirmek istiyorum. Acaba Sayın Başbakanımız şimdi yada Cumhurbaşkanı olduktan sonra, yada Dış İşleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu şunları sık sık dile getirerek gündem oluşturabilirler mi?
 
“Filistin’de açıkça bir soykırım işlenmiştir. Bu katliamda sorumluluğu olan İsrailli yöneticiler savaş suçlusu olarak yargılanmalıdır. İsrail’e silah satışı BM kararı ile yasaklanmalıdır. İsrail’in soykırımını savunan, ona arka çıkan ABD de İsrail’in suç ortağıdır.”
 
Bu sözlerin sarf edilmesi, ABD ile aramızın açılmasına, uluslar arası arenada bazı alanlarda zor durumda kalmamıza sebep olabilir. ABD ile olan stratejik ortaklığımızın bitmesine de yol açabilir. Dışişleri yetkilileri mutlaka bunun zamanlamasını ve hesabını da yapıyor olmalıdır. Bu devlet benim devletimse –ki bunda en ufak bir tereddüdüm yok- devletin bir vatandaşı olarak duygu ve düşüncelerimin en üst düzeyde dile getirilmesini isteme hakkım olduğunu düşünüyorum.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.