Allah Teâlâ’yı tanıyarak onu anmakla yükümlü olan insan, bu görevini yerine getirirken yine Yüce Allah’ın belirlemiş olduğu usule uymak zorundadır. Gerçekte bu usulün ifadesi olarak meşru kılınan ibadetler, bütün varlığın, dolayısıyla insanın ve onun sahip olduklarının da gerçek sahibi olarak Allah’ı görme ve tasavvur etme; şükreden ve itaat eden kul olma anlayışı üzerine kurulmuştur.  

Varlığın ifadesi olan hayat ve her türlü imkân, ibadetlerin merkezini ve varlık sebebini teşkil eder. İslam’ın beş temel esası maddi ve manevi imkânların sahibine söz, davranış ve infakla teşekkür etmeyi amaçlar. İslam’ın temellerinden biri de Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla imkân sahibinin kendi servetinden harcamada bulunmasını ifade eden zekât ibadetidir. Kendisine emanet olarak verilen servetin bir miktarını gönüllü olarak ayni veya nakdi olarak ihtiyaç sahiplerine vermeyi gerektiren zekât ibadeti; dinen zengin sayılan; asli ihtiyaçlarının ötesinde nisap miktarı mala sahip olan kimselerin takvaya ulaşmaları için zorunludur.

Hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınan zekât, bütün ibadetlerin özündeki çok boyutluluğun ifadesi olarak taabbudi, iktisadi ve sosyal yönleri bulunan bir müessesedir. Önemine binaen Kur’an’da defalarca namazla birlikte emredilmiş, hadis ve fıkıh kitaplarında müstakil bir bölüm konusu olmuş, İslam âlimlerince telif edilen eserlerde ayrıntılı bir bölüm olarak yerini almıştır.

Zekat, manevi kirlerden ve günahlardan arınmaya, fakirlerin haklarından kurtulmaya ruh ile beden yapısının dengelenmesine, manevi yönden sağlık ve afiyeti temin etmeye, dünya ve ahiretin dengelenmesine ve birbirleriyle bağdaştırılmasına vesile olur. “Namazlarında huşu içinde bulunanlar, boş sözlerle boş davranışlardan kaçınanlar, zekatı verenler ve namuslarını koruyanlar kurtulmuştur” ayeti bu hususa işaret etmektedir.

Toplumsal huzur ve güvenin sağlanması cihetiyle, korunmaya muhtaç kimselerle ilgilenilmesine, sosyal seviyelerinin güçlendirilmesine ve insanca yaşamla buluşmalarına, toplu olarak yaşamanın asli unsuru olan fedakarlık duygusunun ve anlayışının gelişmesine vesile olur.

İslam malı, toplumun hizmetine harcamayı emreder; sımsıkı elde tutulmasını reddeder. Yatırıma aktarılarak ve zekat verilerek katmanlar arasında kardeşlik ve birlikteliğe katkı sağlamayı böylece paylaşan toplumu oluşturmayı; kulluğun ve toplumsal sorumluluğun gereği kabul eder. Bu yönüyle zekat en büyük yardımlaşma ve dayanışma, kardeşlik ve fedakarlık müessesesidir. Bu bakımdan zekat yükümlülüğü yardımlaşma kültürünün sistematik hale getirilmiş şeklidir.

Malın bir bölümü yoksullara armağan edilerek ibadet maksadı gerçekleşirken toplumsal kaynaşmanın, sevgi ve saygı ortamının oluşumuna da katkıda bulunur.

Zengin olan aile büyüğünün bakmakla yükümlü olduğu diğer aile fertlerinin adına da ödemede bulunmasını ifade eden fıtır sadakası (fitre), bu cihetle zekattan daha geniş bir mükellefiyet alanına sahiptir. Hayatta bulunmanın zekatı olarak da adlandırılması; toplum tabanına yayılmasının en önemli nedenidir. Bu da göstermektedir ki, İslam, tek başına yaşayamayan insanın toplum içinde bulunmasının, nimetlerde olduğu gibi sıkıntılarda da sorumluluk hatta inisiyatif almasını ister. Zira toplumsal yaşam paylaşmayı o da fedakarlığı gerektirir. Fedakarlık ise sevilen şeylerden kutsal bir duygu adına vazgeçmektir.

Malın kırkta bir miktarını zekat, her Ramazan ayında belli bir miktar fitre (bu yıl en az 10 TL), günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan ya da karşılayamayan kimselere Allah için bağışlanır. Bu ameliyenin Allah için yapılıyor olması, bağış yapılan kişinin maddi durumu ile inancının ötesinde kimliğini önemsiz kılar. Bu sebeple bu tür mali ibadetlerin vekaletle yerine getirilebileceği benimsenmiştir.

İbadetleriniz makbul, ömrünüz, kazancınız ve sofralarınız bereketli olsun.

Dualarda buluşmak dileğiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.