Dünya Âlimler Birliği'nin, 'Ümmetin Uyanışında Âlimlerin Rolü' konulu 4. dönem toplantısı geçtiğimiz günlerde  Grand Cevahir Otel'de başladı.
 
Burada bir konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, İslam dünyasının parçalanmışlığına dikkati çekerek, geçmişte alimlerimiz yöneticilerin, hakimlerin kurbanı olurken bugünkü alimler yöneticilerin, askeri cuntaların, sultanların sesi, sözcüsü olmuş durumda. Sarıkları ve cübbeleri elleri kanlı yöneticilerin sözcüsü olmakta. Bu alimler milletin hakkına girmekte ve ümmete zalimden daha fazla zarar vermektedir. Âlimler 3 kuruş dünyalık için zalim diktatörlerin sesi olmaktadır. Gazze'de, Suriye'de, Irak'ta ümmetin çocuklarının öldürülmesine bazı alimler nasıl göz yummaktadır? Vahşeti ön plana çıkaran, Müslüman olmayanların tehcirine sebep olan, peygamberlerin, sahabelerin kabirlerini havaya uçuran görüş tarih boyunca görülmemiştir. Âlimler bunların karşısında durmak zorundadır." dedi. 
 
Başkanımızın ağzına sağlık, Dünya Müslümanları için göstermiş olduğu çaba ve gayretleri takdire şayandır. Dik duruşuyla hakkın ve hakikatın yanında olmasıyla ülkemizdeki Müslümanların gururdur. Ama 300 değil, 3000 tane âlimi bir araya getirsen, 3000 kere konferans yapsan, 300.000 kişilik toplantılar yapılsa da, âlimler bu zihniyetlerini değiştirmedikçe, rahatlarını bozmadıkça, aman kimse bize dokunmasın demekten vazgeçmedikçe her nabza ayrı şerbet verip omurgasız duruşlarından vazgeçip zalimin karşısında öleceğini bile bile Hz .Hüseyin gibi hakikati haykırmadıkça  İslam Birliği oluşamaz.
 
Eğer âlimler, zâlimlerin yanında yer almasaydı  ümmetin hali böyle mi olurdu? Her türlü ajanın kol gezdiği Irak’ta hala kan akmaya devam eder miydi? Arakan’da,   Doğu Türkistan’da  Müslüman Türk kardeşlerim  acımasızca işkencelere maruz kalır mıydı? Vahdeti savunan İran takıyye yapıp zalim Esed’in yanında  Müslüman kardeşlerimi öldürüp  biz Amerikayla savaşıyoruz yalanını söylemese gerçekten vahdeti tesis etmeyi istese böyle mi olurdu Ortadoğu? Âlimler  “Âlim” olsalar  böyle mi olurdu  Ümmetin hali?
 
Temmuz ayında yapılan,  Mehmet Görmezin  ifadesiyle “Allah-u ekber nidalarıyla namaz kılınan camilerin nasıl bombalandığını, aynı kıbleye yönelenlerin birbirlerine nasıl cihat ilan ettiklerini ve masum insanların kardeşleri tarafından nasıl acı acı katledildiğinin, Bağdat, Musul, Kerkük, Rojava, Halep, Hama, Şam ve Trablusgarp'ta yaşanan çatışmaların konuşulacağı “ bir toplantı  olan  Dünya İslam Bilginleri Barış, İtidal ve Sağduyu İnisiyatifi" toplantısında Müslüman  âlimlerimizin halini gördük. Sanki toplantıya ümmetin durumu  için bir şeyler yapmaya değil uyumaya gelmişler. 
 
Bugün tüm bu yaşananlara hiçbir mü’min vicdan sessiz kalamaz ve kalmaması gerekirken âlimlerimiz neden sessizlik uykusunda?
 
İslam âlemi kendilerini zulümden kurtaracak  bir mehdi beklemekte. Ama asıl mehdi, korkmadan karşısına dikilip zâlime “sen zalimsin !” diye haykıracak, Ümmet bilinciyle tek yumruk olup zalimin kafasını kıracak, gaflet uykusundan uyanarak iman gücünün farkına varan Müslüman’ın ta kendisidir.
 
 Hz. Hüseyinin de dediği gibi En büyük cihad, zalimin karşısına çıkıp; sen ‘Haksızsın’ demektir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol